skip to Main Content
34 Ruh Sağlığımız

TOPLUMUN RUH SAĞLIĞI TAMAMEN BOZULDU! (34)

TOPLUMUN RUH SAĞLIĞI TAMAMEN BOZULDU!

Günümüz insanı mutsuz, huzursuz ve bir o kadar da yalnız. Öyle bir yalnızlık ve sahipsizlik ki bu, milyonların kalabalığında ve akan insan seli içerisinde tek başına… Kendisi ve yaşadığı çevre ile kavgalı, yorgun, gergin ve stresli.

Halkımızın psikolojisi her geçen gün biraz daha bozuluyor. Son bir iki yıldır bana gelen genç danışanlarıma baktığımda birçoğunun bir tanıya sahip olduğunu gözlemledim ve psikolojik tanıların katlayarak çoğaldığına şahit oldum.

Yeni neslin eski nesillere kıyasla daha fazla psikolojik problem yaşadığını görüyoruz. Gençler ve çocuklar daha bencil, daha tembel ve daha az fedakâr. Benmerkezci, hayalci ve sadece kendini düşünen, kaygılı, sıkıntılı bir nesil geliyor arkamızdan…

Toplum kuralları özellikle yeni nesil için anlamını yitirmiş durumda. Çalışkanlık, sorumluluk ve fedakârlık gibi değerler yerine, rahat ve bencil olmak kişi için en önemli değer haline gelmiş durumda.

Yaşam artık insanlar için kişisel ve egosal bir ifade biçimi olmuş. Giyinirken, yerken, gezerken, çalışırken, doğururken, evlenirken bile farklı olmak, kendilerini ifade etme biçimi ve egolarını tatmin etme yönünde öne çıkıyor. Paylaşmak ve mütevazilik esas olmaktan çıkarak kişi kendi nefsinin ve hevesinin adeta esiri haline geliyor. Anne babaya ve çevreye saygı gibi ruh halimizi güzelleştiren huylar yerini daha yapmacık davranış biçimlerine bırakıyor..

Artık insanların beklentileri sınırsız, ancak yaşam şartları bu beklentilerin gerçekleşmesine izin vermediği zaman, hayal kırıklıkları ve ruhsal çöküntüler baş gösteriyor. Ruhsal sapmalar, kişilik bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi günümüz moda hastalıkları çığ gibi çoğalıyor.

Depresif şikâyeti olanlar, düşünce ve hareket takıntıları olan kişiler, korku ve kaygıları olanlar ve bunalıma giren kişiler psikologlara başvursalar da, falcılarda ve büyücülerde daha fazla zaman geçirdiklerini görüyoruz son yıllarda maalesef.

Tüm bunların arkasında yine; sağlıksız toplum, sağlıksız aile ve sağlıksız bireyler yer alıyor. Yani ruh sağlığı bozuk bir nesilden bahsetmemiz mümkün. Aslında ruh sağlığı da diğer konular kadar ciddi bir sorundur çünkü beden sağlığımız psikolojimizi etkiler, psikolojimiz de beden sağlığımızı etkiler.

İnsanın ruh sağlığı bu kadar önemliyken ruh sağlığının sağlıklı gelişmediği durumlarda nelerle karşılaşıyoruz? Son yıllarda yer alan haberlere baktığımız zaman tecavüzler, cinayetler, kadına şiddet, çocuk istismarları, toplumsal cinnetler ve benzeri olayların ve bir takım suçların ne kadar fazla arttığını görüyoruz.

Ruh sağlığı konusunda en önemli unsur önce çekirdek ailenizin düzgün bir ruh sağlığına sahip olmasıdır ve çocuk dünyaya gelir gelmez doğru bir ailede büyümesidir. Bu durumda anne ve babalara çok iş düşmektedir. Aile içinde yaşanan bir takım yanlış davranış biçimleri daha sonrasında çıkılmaz bir hal alır ve bütün aile fertleri bundan olumsuz yönden etkilenir.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde antipsikotik tüketimi son 5 yılda 7 milyon 201 bin kutudan 12 milyon 158 bin kutuya çıkmıştır ve depresyon şikâyetinin en çok 18-30 ile 45-65 yaş aralıklarında görüldüğü belirtilmiştir.

Mutsuzluğun kronikleşmesine izin vermemiz gerekiyor ve stresi yaratan zihnimiz olduğunu bilerek bununla başa çıkmanın yollarını araştırmamız gerekiyor.

Aslında sevmek, sevilmek en temel ihtiyaçlarımızdandır. Bu ihtiyaçlarımız karşılanmazsa mutsuz oluruz, dolayısı ile bu mutsuzluğun kronikleşmesine asla izin vermemeliyiz.

Kendini keşfetmek, sevmek, mutlu etmek, başkalarına bağımlı olmamak yenidünyada önemli bir hal almış olsa da, bütün bunları yalnızlaşmadan ve çok da nefsimize yenik düşmeden yapmamız gerekiyor ki mutlu yaşamın anahtarı elimizde olsun.

Bu hafta sizlere huzurlu bir öyküyle mutlu hafta sonları dilemek istiyorum.. Haftaya buluşmak üzere ve her zamanki gibi evinizden sevgi eksik olmasın..

HUZUR NEDİR?

Halkı tarafından çok sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar, eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir.
Resimlerden birisinde bir göl vardır. Göl, tıpkı bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim, bakanlara mükemmel bir huzur hissi verecek kadar güzeldir.
Diğer resimde de dağlar vardır, ama engebeli ve çıplak dağlar. Dağların üstündeki öfkeli gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek ise resmi daha da sıkıntılı bir hale sokmaktadır. Dağın eteklerindeki şelale insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiştir. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek türden değildir.
Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki, çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görür. Çalılığın üstünde ise bir anne kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktadır. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva izleyenlere harika bir huzur ve sakinlik örneği sunmaktadır.
Ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim… Kral bunun nedenini şöyle açıklar;
“Huzur hiçbir gürültünün, sıkıntının ya da zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur, bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükûnet bulabilmesidir.”

19.10.2018

Şira Yıldız Asan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/TOPLUMUN-RUH-SAGLIGI-TAMAMEN-BOZULDU/1722

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir