skip to Main Content
1514391184 Limon2

SAĞLIMIZ ÇOK GÜZEL OLSUN (63)

63-24.05.2019

SAĞLIMIZ ÇOK GÜZEL OLSUN

Özellikle son aylarda ve günlerde toplum olarak bu denli stresli ve gergin günler geçirirken birde üstüne sıcak yaz günleri kapıya dayanmışken sağlığımıza önem göstermemiz şart oldu. Neden mi? ABD merkezli araştırma şirketi Gallup, 2019 Dünya Duygu Raporu’nu açıkladı ve Türkiye en çok olumsuz deneyimin yaşandığı, en stresli ve en sinirli ülkeler arasında ilk 10’a girdi. Türkiye en çok olumsuz deneyimin yaşandığı 4’üncü, en stresli 10’uncu, en sinirli 6’ncı olarak listeye girdi. Ülkemizde “sinirliyim” diyenlerin oranı yüzde 40 oldu. Araştırmada kişilere olumsuz deneyim kategorisi için 4 soru sorulmuş; “İyi dinlenebildiniz mi? , Bugün güldünüz mü? , Size saygılı davranıldı mı? , Yeni bir şey öğrendiniz mi? “. Cevapları tahmin edebiliyorsunuzdur.. Demek ki vakit kendi sağlımızı önemseme vakti.

Her şeye zamanımız var; eğlenceye, alışverişe, gezmeye, dedikoduya, güzelliğimize fakat konu sağlıksa en son ona vakit ayırıyoruz. Özellikle bizim ülkede çoğunlukla geç kalınmış doktor randevuları alınır maalesef. Genellikle şöyle konuşmalar geçiyor son yıllarda “ne varsa eski nesillerde var, gençler yaşlılardan çok daha çürük”. Gerçekten de öyle değil mi? Örneğin benim babamın ve annemin bahçede gösterdikleri performansı yirmi yaşında bir genç inanın gösteremez, gösterse de ya her yeri ağrır ya da çok çalıştım çok yoruldum naraları atar. Peki, bugünün çocukları elli yıl öncesindekilerden daha sağlıklı mı sağlıksız mı? Bugünün çocukları daha iyi besleniyorlar, daha uzunlar, kilolular ancak elli yıl önceki çocuklara göre daha sağlıksızlar. Ayrıca, aileleri ya da aile büyüklerine göre obezite ve sağlıksız yaşam nedeniyle daha kısa bir ömür sürüyorlar. Araştırmalara göre elli yıl önce çocuklar daha güçlüydü. Son yapılan araştırmalarda ilkokul çağındaki çocuklar telefon ve tablet kullanımı nedeniyle bilek, parmak ağrısı gibi eklem ağrıları yaşadıkları tespit edilmiş. Bu çocukların ileri yaşta romatizmaya yakalanma riski çok daha fazla. Yıllar içerisinde çocukların yedikleri yemek oranı da arttı. Daha fazla yağlı ve şekerli yiyecekler tüketmeye başladılar. Araba, televizyon, cep telefonu, internet gibi hayatı kolaylaştıran araç gereçler yüzünden hareketleri azaldı. Herkes şimdi daha az şey yapıyor ve maalesef buna alıştı. Hatta bu konforunu asla bozmak istemiyor. Fakat görünen o ki, bize fazlaca rahat gelen o konfor alanından çıkmamız gerekiyor. Çünkü Health Foundatin’ın yaptığı genç insanların gelecekteki sağlığı konulu araştırmaya göre, yeni nesiller gelecekte önemli sağlık problemleriyle karşılaşacak. Yaşları 22-26 arasında değişen 2000 gençle yapılan araştırmaya göre bu durumun sebebi sadece yeme alışkanlığının değişmesi ve hareketsizlik değil; aynı zamanda gelecek kaygısı, barınma, iş ve parasal konulardaki problemler. Önceki neslin çok daha farklı sorunları vardı, şimdiki neslin ise kendine özgü farklı sorunları var. Kalp hastalıkları, şeker ve diyabet gibi hastalıklar yeni nesli gelecekte tehdit edecek. Yayınlanan raporda, yeni neslin belirsiz çalışma saatleri, işsizlik, arkadaşlık ilişkilerini devam ettirme stresi gibi sorunlarla boğuştuğunu ve bu durumun da gelecekte yeni neslin sağlığını tehdit edeceğini belirtiliyor.

Bu durumda yaş farkı gözetmeksizin sağlıklı olmak için çaba göstermemiz gerekiyor. Hayatımızı çevreleyen zorundalıklarla boğuşurken esas görevimizi unutmayalım. Tek ve gerçek görevimiz sadece sağlıklı olmaktır aslında. Sağlıklı olan beden ve zihinle de mutlu olmak kolaylaşır. Daha mutlu ve sağlıklı olmak için daha çok paraya değil, harekete geçmeye ihtiyacımız var. O zaman hadi bu 25 maddelik plan ile harekete geçelim bir an önce;

  1. Doğal, geleneksel besinlere öncelik vererek
  2. Az ve öz yiyerek. Yükte hafif, değerde güçlü şeyler tüketerek
  3. Bol hareket ederek ve yürüyerek
  4. Zeytinyağı ve tereyağı tüketerek
  5. Yoğurt, yumurta ve balıktan vazgeçmeyerek
  6. Bakliyat, sebze ve meyveyi ihmal etmeyerek
  7. Baharatı ve yeşilliği her sofrada bulundurarak
  8. Şekerden, undan, tuzdan, kızarmış yağdan uzak durarak
  9. Akşamları erken yiyerek
  10. Tıka basa doymadan sofradan kalkarak
  11. Ev yemekleri yiyerek
  12. Uykudan taviz vermeyerek
  13. Erken yatıp, erken kalkarak
  14. Daha sık egzersiz yaparak
  15. Dışarıda daha fazla zaman geçirerek
  16. Daha çok şükrederek
  17. Sevdiklerimize vakit ayırarak
  18. Yeni bir beceri öğrenerek
  19. Diğerlerinin hakkımızda ne düşündüğünü umursamayarak
  20. Kendimizi severek
  21. Yardım ederek
  22. Daha fazla gülerek
  23. Yapmaktan hoşlanmadığımız şeyleri hayatımızdan çıkararak
  24. Sosyal medyada daha az vakit geçirerek
  25. Ve devam ederek..

Yaz gelmişken ve havalar ısınmaya başlamışken, su tüketimimize de dikkat etmemiz gerekiyor. Sıcak havalar damarları genişlettiği için dolaşım bozukluğuna sebep oluyor. Bu yüzden çok sıcak havalarda serinletici içecekler içerek ve güneşten korunarak ödem şikâyetlerimizi azaltabiliriz. Nasıl mı? Daha az tuzlu besin tüketerek, yeterli derecede sıvı alarak, daha çok hareket ederek ve ödem attırıcı meyveleri tüketerek. Yazın kolaylıkla bulabileceğimiz kirazı, salatalığı, maydonuzu alışveriş listesinden hiç eksik etmeyerek. Son olarak benim yaptığım ve çok memnun kaldığım ödem attırıcı bir içeceği sizinle paylaşarak haftaya kadar her zamanki gibi sevgiyle kalın diyorum.

Yarım demet maydonozu, 1 adet yeşil elmayı, 1 küçük parça taze zencefili, 2-3 adet kabuk tarçını, yarım limonun suyunu ve damak zevkinize göre az taze naneyi 1 litre suda 10 dakika kaynatıp süzün ve gün içerisinde tüketin. Yazın sıcak havaları da bizi etkilememiş olsun..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin bir bölümü kullanılabilinir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir