skip to Main Content
Israfiftar

RAMAZANDA İSRAF (60)

60_03.05.2019

RAMAZANDA İSRAF

Bereketin, hoşgörünün ve paylaşmanın ayı “Ramazan ayı” geldi, çattı. Başlamasıyla bitimi arasında sanki dünmüş izlenimi oluşturan koca bir aydır ramazan. Ramazan ayı; davulcusu, sıcak pidesi, güllacı, iftar sofrasıyla, sahuruyla ayrıdır. Pazartesi ramazan ayının ilk günü… Malum, mübarek ramazan rahmet ayıdır. Hayır-hasenat yapma, fakir-fukarayı gözetme, eş-dostla bir araya gelip iftar açma gibi güzel davranışlara ramazanda daha çok rastlarız. Tabii ki hayır yapma dışında, maalesef ramazanın bir israf ayı olduğunu da göz ardı edemeyiz. Dinimize göre israf haramdır. C. Allah “Yiyin, için, israf etmeyin” (Âraf Sûresi, Âyet:31) buyurur. İslâmiyet aslında bir ölçülülük dinidir. Fakat etrafımıza baktığımızda birçok Müslümanın “israf” kavramından habersiz, büyük bir savurganlık içinde har vurup harman savurduğunu görüyoruz. İsrafın temelinde yatan faktörlerin başında “gösteriş budalalığı” gelir. Olduğundan farklı görünme, karşısındakini etkileme, bizim onlardan ne eksiğimiz var gibi birtakım duygularla gösteriş budalalığının ramazanda gösteriş tüketimine dönüştüğü ne yazık ki bir gerçektir. İnsanoğlu acıkınca doymam, doyunca acıkmam sanırmış. O hesap, çok şey yiyeceğimizi zannederek iftar sofralarını donatıyoruz. Hâlbuki açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmektir. Hemen doyuyoruz, sofradaki yiyeceklerin birçoğu da çöpe gidiyor maalesef ki.

Eskiler, iftar açmanın sadece mideyi tıka basa doyurmak olmadığını bilirmiş. Şimdi de bu doğruyu bilenler var ama uygulama yok. Yılın on bir ayı dinlenme nedir bilmeyen midemizi aslında dinlendirme ayı ramazan. Ramazan aynı zamanda bir farkındalık ayıdır. Paylaşma ve sahip olduklarımıza sahip olmayanları anlama ayıdır. Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetin değerini bilme ayıdır. Dolayısıyla Ramazan ayında diğer tüm aylarda olduğundan daha hassas bir şekilde israftan kaçınmalıyız, paylaşma ve yardımlaşma duygularımızı pekiştirerek bu duygularımızı tüm yaşamımıza yansıtmalıyız. Gel gör ki bugün yöneticilerimizin iftar sofralarında bir kuş sütü eksik. Uçaklarla, lüks araçlarla seyahat ediyorlar. Etraflarında bir güvenlik ordusu var. Allah kabul etsin, Cuma namazlarını aksatmıyorlar. Fakat bir kişi namaz kılsın diye bin kişi namazsız kalıyor. Gel de Mehmet Akif’in II. Abdülhamid için söylediği şu beyti hatırlama; “Neye mal olmada seyret, herifin bir namazı.. Sade altmış bin adam kaldı namazsız en azı.”

Velhasıl; ramazanda öyle veya böyle israf oluyor. Ayrıca en çok ekmek tüketen ve ekmek israf eden de biziz. Araştırmalara göre, Türkiye’de 123 milyon ekmek tüketilirken kişi başına tüketilen ekmek 333 gramı buluyor. Buna göre her yıl 121 kilogram ekmek tüketmiş oluyoruz. Ancak israf ettiğimiz ekmekler bizi her yıl 600 milyon lira daha fakirleştiriyor. Ekmeklerin israfını önlemek yine bizlere kalıyor. Bayat pidelerden pizza, bayat ekmeklerden yumurtalı ekmek ve ekmek kavurması gibi yemeklerle israfın önlenmesini sağlayabiliriz. Ramazan, çeşit çeşit gıdanın resmigeçit yaptığı bir tören değildir, olmamalıdır. Ramazan öğün sayısının yarıya indirilip yemek miktarının iki katına çıkarıldığı, diğer aylardan daha fazla yemek yenen, daha fazla para harcanan, daha fazla israf edilen bir ay değildir. Ramazan, az da olsa yemeğin paylaşıldığı, israfın hiç olmaması gereken bir aydır. Ramazan ayı Müslümanlar için bereket ve iktisat ayı anlamına geliyor aynı zamanda. Ancak, birçok Müslüman ülkesinde en fazla gıda israfının yapıldığı ay olduğuna dikkat çeken bazı organizasyonlar, ramazan ayında gıda israfına karşı kampanyalar düzenliyor. Çünkü iftar sofralarında her gün yüz binlerce ton yemek israf oluyor. Ramazan aylarında tüketim ortalama yüzde yirmi artıyor, çünkü oruçlu iken yeme içme isteğimiz çoğalıyor. Her şeye rağmen oruç ayı ramazan, iftar ayına dönüşmemelidir. İftar, kelime anlamı ile dahi yanlış kullanılmaktadır. İftar sadece açış yapma anlamına gelir. Bizim iftara gösterdiğimiz hassasiyet sahurdadır. Orucun başlangıcı sahur yemeği, bitişi iftarıdır.

Peki, ramazan ayında çocuklarımıza paylaşmayı nasıl öğretebiliriz? Biz de paylaşırsak, yemek sofrasında paylaşma sohbeti yaparsak, sofrayı beraber kurarsak, misafir ağırlarsak, şatafatlı sofralardan uzak durursak, ihtiyaç sahipleriyle paylaşırsak ramazanın paylaşmak için bir fırsat olduğunu görür ve paylaşmayı öğrenir. Sonuçta ramazan paylaşmak demektir ve bereket getirir. Ramazan ayının midemize değil kalbimize yaraması, hayatımızda kalıcı hayırlı değişikliklere sebep olması ümidiyle… Haftaya kadar sevgiyle kalın.. “

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/2145

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin bir bölümü kullanılabilinir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir