skip to Main Content
3 Yalnızlastık Ve Tembelleştik

NE ARA BU KADAR YALNIZLAŞTIK VE TEMBELLEŞTİK? (3)

NE ARA BU KADAR YALNIZLAŞTIK VE TEMBELLEŞTİK?

Neden bu kadar tembelleştik? Neden bu kadar duyarsız olduk? Neden bu kadar yalnızlaştık? Neden “armut piş ağzıma düş” söylemiyle bu kadar dost olduk? Çabalamak yerine her şeyi hazır ve ayağımıza ister olduk? Bunu da hayatımızın her alanında uygular olduk.

İş aramayım iş beni bulsun, sevdiklerimi aramayım onlar beni arasın, yemek yapmayım hazır yiyim, çok çalışmadan beklemeden müdür unvanı alıyım, emek vermeden seviyim..

Dünya üzerindeki insanoğlu tüketimde neredeyse çığır açtı. Her şeyi kullan at yenisi al modelini benimsedi ve bunu maalesef sadece maddiyatta değil maneviyatta da yapmaya başladı.

Gerçekten ne oldu bize? Gülümsemeyi bile unuttuk. İnsanlar kendilerini yalnız hissediyorlar. Yalnızların sayısı hızla artıyor. Öte yandan acı bir gerçek ki, insan insandan kaçıyor.

Sabah gözümüzü açar açmaz Facebook’a giren, havanın nasıl olduğunu öğrenmek için camı açmak yerine telefondaki uygulamayı kontrol eden hatta teknoloji olmadan önce insanlar nasıl yaşıyormuş diye şaşkınlık içinde kalan bireyleriz artık. Çünkü yeni yüzyılda teknoloji, bizim daha rahat yaşam tarzına ulaşabilmemiz ve ihtiyaç duyabileceğimiz her türlü ihtiyacı karşılamak için evrim geçirdi. Artık oturduğumuz yerden ya da bulunduğumuz noktayı terk etmeden bütün işlerimizi halledebiliyoruz. Online alışveriş yapmak, yemek siparişi vermek, arkadaşlarla sesli veya görüntülü sohbet etmek, banka işlemlerini yapmak, yol bulmak, en güncel haberlere en hızlı şekilde ulaşmak, oyun oynamak, müzik indirmek, eğlenmek..

Teknolojik gelişmelerin yaşamımızı daha mutlu bir düzeye çıkaracağını umuyorduk, oysa bize bireysel yalnızlığı getirdi. Yalnızlıktan da öte, birbirimizden kaçar olduk. Hatta bir selamı bile esirger olduk. Toplumdaki mutsuz insan sayısı arttı. Giderek hızlanan şehir hayatı, zorlaşan yaşam koşulları, insanı sürekli yoran günlük sorunlar bizi daha da duyarsızlaştırdı, yalnızlaştırdı ve tembelleştirdi. İnsanlar bunu normal ve en iyi yaşam tarzı olarak düşünmeye başladı. Oysa yalnızlık ve tembellik birçok ruhsal ve bedensel rahatsızlığın nedeni ve başlangıcıdır.

Yaşadığımız yeni yüzyılda sosyal ihtiyaç olarak karşılıklı oturup sohbet etmek ve yemek yemek yerine televizyon izlemeyi, tablette okey oynamayı, facebook ve instagramda gezinmeyi tercih eder olduk. Dışarıya çıkmayı ve ev gezmelerini unuttuk. Bu geldiğimiz noktanın yaşamı son derece kolaylaştırıyor gibi görünse de, insanı tembelleştirdiği, yalnızlığa ittiği de acı bir gerçektir.

Teknolojinin günlük yaşamı özellikle cep telefonu ve internet kullanımı ile doğrudan etkilemesi, bizimde yaşam tarzlarımızın değişmesine sebep oldu. İnternetin iyi taraflarını görmezden tabi ki gelemeyiz ancak insan ruhunun ihtiyaçlarını da unutmadan bir yaşam dengesi kurumamız gerekir.

İhtiyacımız olan sosyalliği sanal değil de gerçek yaşamda oluşturmak, bir araya gelip yüz yüze sohbet ederek gerçekleştirmek ruhsal olarak bizi daha fazla tatmin edeceği gibi yalnızlık duygumuzu da daha azaltacaktır. Online yemek siparişini eve vermek yerine dışarıya çıkıp bir ortamda yemek yemek bizi daha fazla sosyalleştireceği gibi daha az tembelleştirecektir.

Kolaya kaçarak aslında ruhumuzu nasıl yorduğumuzun farkına varamıyoruz. Halbuki şöyle bir arkamıza yaslanıp düşünsek, bize o kadar rahat gözüken alıştığımız bazı davranış modellerinin aslında ne kadar yanlış olduğunun da farkına varacağız. Çabalamadan, duyarlı olmadan, paylaşmadan, hayatımızda ne kalıcı ne de bizi tatmin edici sonuçlar elde edebiliriz ne de ruhumuzu ödüllendirebiliriz. Şu yaşadığımız yeni yüzyılda teknolojinin bizi tembelleştirmesine ve yalnızlaştırmasına izin vermeyin.. Bence bu hafta uzun süredir aramadığınız sevdiklerinizi arayın, dostlarınızı yemeğe çağırın, bir akrabanızı ziyarete gidin tıpkı eski günlerde ki gibi.. özlediğimiz gibi..

09.03.2018

ŞİRA YILDIZ ASAN

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/NE-ARA-BU-KADAR-YALNIZLASTIK-VE-TEMBELLESTIK/1268/ 

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir