skip to Main Content
27 Karadeniz Kadını

KARADENİZ KADINI (27)

KARADENİZ KADINI

Geçtiğimiz haftalarda Karadeniz yaylarına gittik tatil için, doğal güzelliğinin yanı sıra Karadeniz kadınının ne kadar fedakâr ve cefakâr olduğunu bir kez daha gördüm. Hepsi eli öpülesi kadınlar bana göre ve ülkemizdeki kadınların en çok çalışanı ve yorulanı şüphesiz ki.

Hem evde hem tarlada çalışan, çocukları büyüten, ailede düzen kuran ve ev ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan Karadeniz kadınıdır.

Doğal yaşamın güzellikleriyle birlikte zorlukların da olduğu Karadeniz’de, kadınların yaşadıkları güçlüklere rağmen mutlu olmayı başardıklarını gördüm.

Çalışan nüfus içerisinde Karadeniz Bölgesi’ndeki kadınların çalışma oranının, tüm yaş gruplarında ilk sırada olması ne kadar çalışkan olduklarını kanıtlıyor. Karadeniz Bölgesi’ndeki çalışan kadınların ortalaması ise Türkiye ortalamasının üzerinde yer alıyor.

Bölgede genç erkek nüfus göçünün fazlalığı ve sanayi yatırımlarının az olması nedeniyle kadınlar, aile bütçesine katkıda bulunmak için fındık, çay, mısır gibi yoğun emek isteyen tarımsal uğraşlara daha fazla katkı sağlıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tarlalara giden Karadeniz kadını, çoğunlukla gün batımıyla evlerine dönüyor. Karadeniz kadını, tüm olumsuzluklara rağmen hayata pozitif bakabiliyor kanımca.

Üretken ve açık sözlü olan Karadeniz kadını, yörenin arazi yapısına rahatça uyum sağlamış ve zor koşullarda çalışmayı o kadar çok benimsemiştir ki şikâyet etmek hiç aklına bile gelmemiştir. Her işin zorlukları vardır mutlaka ama Karadeniz’de kadın olmak kadar zor bir durum yoktur. Karadeniz kadını hem erkek gibi yetişir, hem de örf ve adetlerini fazlasıyla korur. En büyük zorlukları ailenin hem erkeği hem kadını olmaktır. Kimilerinin eşleri, erkek kardeşleri, ağabeyleri yani genç ve bilekleri güçlü insanlar her gün sabahtan akşama kadar kahvehanelerde takılırken, onlar eğilimli tarlalarda ve ahırlarda çalışırlar. Sırtlarında tahmin edemeyeceğiniz ağırlığı kilometrelerce yükü taşırken, gene de asla isyan etmezler. Sabahtan akşama kadar her türlü hava koşulunda fındık toplar, çay biçer, bahçe yaparlar. Beli ne kadar bükük olursa olsun başları hep dimdiktir. Erkeğinin arkasında yürümeyi bildiği gibi, bir adım önünde de yürümeyi bilir.

Karadeniz kadını çalışmaktan asla bıkmaz usanmaz. Ekmeğini bileğinin gücüyle hak edendir. Hiçbir şeye tenezzülü, minneti yoktur. Çoğu kez gururları ve egoları tavandır. Sabah ezandan öncedir kalkarlar, çünkü bilirler ki erken kalkanın rızkı bol olur. Evinde onu bekleyen, ekmek, yemek isteyen çocukları vardır. Bakılması gereken ineği vardır. Hayvanlarının dilinden insan gibi anlayandır, arkadaştır dosttur. Saklısı gizlisi yoktur.

Karadeniz kadını sanki çalışmak için yaratılmıştır ve en büyük zorlukları ailenin hem erkeği hem kadını olmaktır. Kısacası zordur Karadeniz kadını olmak..

Bütün hayatı sırtlarında taşıyıp çoğu insanın altında ezileceği günlük yaşamı kaldıran insanlardır Karadeniz kadınları.. Hiç kavuşamayan Âşıkların, anneannelerinin babaannelerinin yanında büyüyen çocukların, ıslık çalarak haberleşen kadınların hikâyeleri ile doludur Karadeniz. Kocadan çeker, kocasının akrabalarından çeker, babadan çeker, abiden çeker, evlattan çeker ama yine de erkeğiyle beraberdir. Güldüğünü sandığınız anda bile aslında ağlıyor ve ağıt yakıyordur. Her işe yatkındır Karadeniz kadını; bu iş kadın, erkek işi demez hemen girişir o işe ve becerir.

İster yaylada olsun ister köyde Karadeniz kadını tüm gününü çalışarak geçirir. Kendi gözlemimden yola çıkarak size Nazire Hanım’ın bir gününü anlatmak isterim. Sabah erken kalkılır ve soba yakılarak mısır ekmeği fırına verilir daha sonra aileye kahvaltı hazırlanır. Kahvaltıdan sonra ineklerin otlaması için ahırdan hayvanlar çıkarılır. İnekler otlanırken, bizim Nazire hanım bahçe işlerini yapar. Varsa çamaşır, bulaşık yıkanır ve yemek yapılır. Ev işleri bittikten sonra inekler ahıra geri getirilir ve sağılır. Gece sütün kaymağı alınır ve tereyağı yapılır. Mısırlar olunca kendisi toplar ve mısır unu yapar. Kış için fasulyeden ve karalahanadan kavurmalık turşu yapar. Yapmış olduğu mısır ununu, tereyağını, sütünü, topladığı fındığı satarak aile ekonomisine büyük katkıda bulunur. Bunun yanında tüm aile bireylerinin sorunlarıyla uğraşır ve idare eder. Akşam olduğunda yorulmuş bir vaziyette erkenden aynı rutini devam ettirmek üzere uykuya dalar. Bütün bu yorucu koşullara rağmen her gün şükretmeyi unutmaz ve kaderine boyun eğer. İşte size ömrünü böyle geçirmiş olan bir Karadeniz kadını. Kendisine hayran kaldım ve çok sevdim. Hayatımda bu kadar çalışan ve gene de yüzü gülen ve her karşılaştığımızda yayla tatilim boyunca bir şeyler ikram etmek isteyen Nazire Hanım’dan çok etkilendim ve dost bildim.

Şehirde evde oturan ve çok yoruluyorum ev işlerinden diye söylenen kadınlar geldi aklıma. Aslında yorulmak ne belki de bilmiyorlar diye düşündüm; Nazire Hanım’ı gözümün önüne getirerek ve her gününü aynı ağır iş rutiniyle geçirdiğini hatırlayarak. Buradan çok çalışan Karadeniz kadınına selam ve saygılarımı iletiyorum. İyi bir haftasonu geçirmeniz dileğimle. Sevgiyle kalın..

24.08.2018 (27)
ŞİRA YILDIZ ASAN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1615

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir