skip to Main Content
24 Bekar Kadınlar

KADINLAR-1 BEKÂR KADINLAR (24)

KADINLAR-1 BEKÂR KADINLAR

Sevgili okurlar, son dönemde danışanlarım çoğu kadın ve de hep kadınsal sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyorlar, bu da onları yoruyor. Bende önce bekâr kadınları daha sonra güçlü ve yaş alan kadınları yazmaya karar verdim bu hafta. Belki bu yazı dizisi biraz daha fazla kadın okuyuculara hitap edecek fakat kesinlikle erkek okuyucularımın da okumasını canı gönülden istiyorum.

Bekârlık aslında evli olmama durumu ve toplum tarafından yalnız kalmak, aile kuramamak, çoluk çocuğa karışamamak olarak dillendirilir. Evli olmak itibar kazanmayı da beraberinde getirmesine rağmen günümüzde birçok kadın bekâr kalmayı tercih ediyor. Bir kadının bekâr olması yalnız olduğu anlamını da taşımıyor. Artık kaç yaşında olursa olsun “evde kalmayan kadınlar” da var ülkede. Rüyalarında beyaz gelinlik görmüyorlar ve evlenmek istemiyorlar. Kendi değerlerini son kullanma tarihi geçen toplumsal normların ya da kocalarının üzerinden belirlemiyorlar.

Bekâr kadınlara “ah yazık!”, bekâr erkeklere “hayatını yaşıyor” diyen tüm kadınlar ve erkekler cinsiyetçidir aslında. Bekâr kadınlar için yalnız ve dolayısıyla mutsuz yakıştırması yapan, onlara acıyan gözlerle bakan, “neden evlenmiyorsun?,  bir çocuk doğurursun, evini kurarsın” diyen; aslında hayattan bezmiş, eşi hakkında sürekli  şikâyet eden, çocuklarının geleceği endişesiyle kendi hayatlarından olan, baktığında yaşından fazla olgunlaşmış insanların, bekâr ama mutlu kişilere acımak istemeleri çok da anlaşır olmuyor bana göre.

Bekâr kadın olmanın başka bir zorluğu ise insanların sizi hep yalnız, mutsuz hatta depresyonda biri olarak görmeleri. Bekâr olmak yalnız olmak anlamına gelmeyeceği gibi, yalnız olmak da mutsuz olmakla eşdeğer değildir. Yani bir insan yalnız ve mutlu olabilir ve evini de kurabilir.

Güvenin evlilik yüzüğünün “karatıyla”, doğum gününde gelen gül demetleriyle, son model arabalar ya da evlilik cüzdanı teminatıyla oluşmadığını çok iyi biliyorum ve görüyorum. Pek çok kadın kendinden vazgeçip kocalarının gölgesi haline gelebiliyor. Bazı evli kadınlar, kocaları olmasa var olan tüm statülerinden olup birde para kazanma derdine düşmüş olacaklar.  Bu tür ilişkileri olanlar, evlenmemiş ve onlara göre “kaybedilen hayatlar” için kendilerine yargılama hakkı veriyorlar. Bir gün arkanıza baktığınızda, “ne büyük zaman kaybetmişim” demek yerine “ne çok sevdim ve sevildim” diyebilmek gerek aslında.

Bütün bu bilinçaltında gizlenen “yaşım geldi, evlenmeliyim” in yerine, bizleri eros gibi kalbimizden vuracak bir aşk hikâyesi yazmaya davet ediyorum. Ama gelin görün ki gerçekler aslında bambaşka. Sırf maddi durumu iyileştirmek, sosyal statü atlamak ya da düzenli cinsel hayata sahip olmak için yapılan evlilikler de bu durumun cabası.

Hepimizin duymaya alışık olduğu bir başka baskıya da değinmek istiyorum, tüm bekâr kadınların başlarını yana kırarak ve gülümseyerek cevap vermekle yükümlü olduğu, ‘darısı senin başına inşallah’ cümlesi.. Akabinde de avuturcasına söylenen; “elbet vardır senin de bir kısmetin”, sanki kendileri mutlu evlilikler yapmış gibi..

Bekâr kadın canının istediğini yapar, kitap okur, sinemaya gider, seyahat eder, arkadaşlarıyla fazlasıyla zaman geçirir, planlamasını tek başına yapar, kendi kendine kararlar alır akabinde sonuçlarına katlanır ve kendisine zevk veren hobilere zaman ayırır. Kendilerine olumsuz duygular yaşatan ilişki veya evlilik yerine bekâr kalmayı tercih ederler. Kadınların bekâr kalmayı tercih etmelerinin bir başka sebebi de erkeklerle birlikte olmayı sevmelerine rağmen yalnız yaşamayı da sevmeleridir. Birisine açıklama yapmadan yaşamak, kendi yaşamlarına özgürce yön vermek, kendilerine zaman ayırmaktan ve kendi yaşamlarını yönetmekten ve yaratmaktan keyif alırlar.

Toplumda bekâr kalmayı tercih eden kadınlar hakkında yalnız, tatminsiz, zor beğenen gibi yorumlarda bulunulur, halbuki sevgisiz bir evlilik içinde olan ve bu evliliğin içinde yaşamını sürdürmeye mecbur kalan kadınlar kendilerini çok daha fazla yalnız hissederler! Yapılan araştırmalar, bekâr kadınların yolunda gitmeyen bir evlilik içinde olan kadınlara göre hayattan çok daha fazla zevk aldıkları ve daha fazla mutlu yaşadıklarını ortaya çıkarmıştır!

Toplumun bekâr kadınlar üzerindeki yanlış inançlarından biri de bekâr kadınların sürekli evlenmek için erkek aradıklarıdır, yani bekâr kadınların erkekler için, özellikle “evli!” erkekler için bir tehdit oluşturduğudur. Şöyle ki eğer evli bir arkadaşınız varsa sizinle yalnız görüşmeyi tercih eder, sanki tüm bekâr kadınlar kocasını baştan çıkaracakmış gibi kaygıya kapılırlar. Halbuki her evli kadının aynı ahlaka sahip olmadığı gibi, namusuyla yaşayan ve sizin o düşündüğünüz “fesatlıkları” aklından bile geçirmemiş bir sürü bekâr kadın var bu dünyada. İşin komiği gözlemlerime dayanaraktan “o, korktuğunuz bakımlı bekâr kadın” aslında sizin kocanıza bakmaz! Günü sonunda sizin hiç tahmin etmediğiniz belki de “o, suskun, daha klasik giyinmiş bekâr kadın” kocanızı ayartmıştır bile fakat siz yanlış yerde “kötü” enerji arıyorsunuzdur. Bu kaygının ve tehdidin en fazla yaşandığı ortamlar, eşli gidilen bir etkinliğe bekâr kadınların yalnız gittiği ortamlardır. Çünkü bekâr kadınların tuzaklarına düşüreceği bir erkek aradığına inanılır. Oysa bekâr kadınlar isteselerdi onların buldukları kocalardan daha iyilerini bulabilirlerdi, sadece evliliği hayatlarında bir zorunluluk olarak görmemişleridir. Ayrıca karşı cinsle de gayet sağlıklı normal iki arkadaş gibi ilişkiler kurabilirler. Tabi ki burada şunu da unutmamak gerek, evli erkeklerin bekâr kadınları her daim hali hazırda bir av olarak görmeleri ve onlara karşı bazen saygısızca ve cesurca davranış şekli sergilemeleridir.

Kadınların bekâr kalmayı tercih etme sebepleri erkeklerle sağlıksız ilişkiler kurması değildir. Tam tersine kendi başlarına karar aldıkları için, ekonomik anlamdaki sorunlarını kendileri çözdükleri için, kısaca kendi yaşamlarına yön verme özgürlüğüne sahip oldukları için, ilişkide olduğu kişiye her hangi bir yük vermedikleri için daha sağlıklı ilişkiler yaşamaktadırlar.  Bunu başarabilen kadın aynı zamanda kendisi olma fırsatını da yakalamış GÜÇLÜ BİR KADINDIR. Ne istediğini bilen, kendini tanıyan bir kadın yaşadığı ilişkiyi bitecek kaygısı duymadan, sonuca değil de sürece odaklanan bir ilişki yaşadığı için daha sağlıklı ilişkiler kurabilmektedir.

Toplumun, evlenmeyen kadın normal değildir evde kalmıştır biçiminde gerçeklik dışı inancına ve baskısına başkaldırmak ve boş vermek de kolay değildir. Ayrıca çocuk sahibi olmayı istemek, annelik içgüdüsüne sahip olmak tabi ki de normal. Ama çocuğu olmayan kadın, kadın değildir gibi saçma bir toplumsal inancı umursamamak da gerekir.

Bekâr kadınlar aynı yaştaki evli kadınlardan spor, sosyal etkinlik, sanat, iş, sohbet konuları ve kalitesi, arkadaşlık konularında evli kadınlardan çok daha yaratıcı ve başarılıdırlar. Bu yönlerden topluma evli kadınlardan çok daha fazla yararları vardır. Çocuk doğurmak ve yetiştirmek, aileye ve kocaya bakmak insan neslinin devamı için önemli evet, ama evli kadınların çoğu bekâr kadınların yaratıcı ve topluma faydalı oldukları konularda onlarla boy ölçüşemiyorlar.

Türkiye’de kadın olmak zor, bekâr kadın olmak çok daha zor.. Tek fark evli kadınlarla bekâr kadınların karşılaştıkları zorluklar farklı. Yoksa evlenince tozpembe bir hayat beklemiyor onları genellikle.

Maalesef ki toplum bekâr olmayı bir kusur, bir eksik, başarısızlık hatta kabahat olarak görüp, bekâr kişiyi suçlamaktan ve onun adına üzülmek başka bir işlevi yerine getirmiyor.

Evliliklerin çoğunun mutsuz olduğu şu dünyada belki de evliliği takıntı derecesinde amaç haline getirmekten vazgeçmek gerekiyor. Bir başka nokta ise daha çok toplumsal talepler doğrultusunda ideal bir evlilik yapmaları gerekiyor, ama bunu bulamıyorlar, çünkü öyle bir adam yok zaten artık.

Evlilik kurumu ülkemizde halen son derece önemli olmasına rağmen, yine de boşanma sayısının gittikçe artışı korkutuyor. Ülkemizde kadınlar halen seçen değil, maalesef seçilen oluyor. Kariyer sahibi kadın, daha temkinli, evlilik için daha zor karar veriyor. Belli yaşın üzerindeki kadın 35 ve 40’lı yaşlardan sonra evlilik için daha zor adım atıyor. Çalışmayan kadın için ise, Türkiye’de evlenmek bir anlamda sosyal güvence ve statü. Evlenme kararını zor veren kadınların önemli bölümünün ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar olduğunu düşünüyorum. Kariyer sahibi bir kadın evlilik konusunda ‘Acaba mutlu olabilecek miyim?’ diye soru sorabiliyor. Evliliklerde erkeğin daha çok sözünün geçiyor olması kadını tedirgin eden konulardan biri. Çünkü özellikle Türkiye’de pek çok konuda karar veren erkek oluyor, bu da kadınları düşündürüyor.

Birisi de “ben hem evli, hem çocuklu, hem de mutluyum” derse saygı duyarım ama inanmakta biraz zorlanırım doğrusu.

Kısacası bekâr olmak yalnız olmak anlamına gelmiyor, yalnız olmak da mutsuz olmakla eşdeğer değil. Yani bir insan yalnız ve mutlu olabilir dilediğince. Evini de kurabilir. Yalnız olunca düzen kurulmaz, eve  mobilya  alınmaz, yerleşik hayata geçilmez mantığından kurtulmalıyız artık. “Bekâr evi” tanımlamasının dışında düzenli, yerleşik hayata geçebilen insanlar da var dünyada. Bekâra ev verilmez, çünkü çok gürültü yapar, sevgilileri gelir, ah apartmanımızın ahlakı bozulur durumları da hep aynı kaynaktan besleniyor, “evlenin ve çocuk yapın”..

Bu yazım tüm bekar kadınlara benden.. Mutsuz bir evlilik yaşamaktansa, tek kalmayı tercih edin derim… Haftaya yaş almış bayanlar yazımla sizlerleyim.

Aşk dolu, sevgi dolu, huzur dolu, güven dolu bir haftasonu diliyorum..

03.08.2018 (24)

ŞİRA YILDIZ ASAN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

http://m.ticarihayat.com.tr/yazar/KADINLAR-1-BEKAR-KADINLAR/1583

This Post Has One Comment
  1. Müthiş doğru anlatım. Bekar bir kadın olarak yazınız çok hoşuma gitti. Teşekkürler. her hafta yazınızı bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir