skip to Main Content
64

INSTAGRAM ÇILGINLIĞI (64)

64-31.05.2019

INSTAGRAM ÇILGINLIĞI

İnstagram’ın tarihçesine bakacak olursak, Instagram 5 Ekim 2010 tarihinde ücretsiz bir uygulama olarak kuruldu. Uygulamanın bu kadar sevilmesinin ilk nedeni, içerisinde bulundurduğu 11 fotoğraf filtresiyle çekilen fotoğrafları daha güzel hale getirmesiydi. Buna ek olarak kullanıcılar Instagram’da paylaştıkları fotoğrafları diğer sosyal ağlarda da anlık, pratik ve hızlı bir şekilde paylaşma imkanına sahip olmasıydı. Tüm bunlar uygulamayı kısa sürede popüler yaptı. Özellikle birçok ünlü kişinin ve siyasetçinin Instagram hesabı açması uygulamayı daha da popüler yaptı ve Instagram önemli bir kararla Facebook’a 1 milyar dolara satıldı. Instagram canlı yayın özelliği, hikâye paylaşımı ve video yükleme özelliği gibi özellikleriyle kendisini sürekli güncelleyerek aktif kullanıcı sayısını arttırdı. Instagram’ın popüler olmasının en önemli sebebi; kullanıcıların çektikleri fotoğrafları Instagram filtreleri ile pratik bir şekilde istedikleri kadar değişiklik yapıp paylaşabilmeleri. Daha sonra ise Instagram adeta bir e-ticaret ortamına dönüştü buda onu çok önemli ve tercih edilir yaptı.

Instagram çılgınlığı artık birçok kişinin hayatının her evresinde yer almaya başladı. Unutulmasını istemediğimiz anların paylaşıldığı ortamda ayrıca görsellik ön planda olunca haliyle uygulama dünyanın en popüler uygulamalarından biri haline geldi. Hatta öyle ki Instagram hayatımızın bir parçası oldu artık. Instagram’ı başkalarına “Ben de buradayım” demek, var olduğumuzu göstermek için kullanır olduk. Sosyal medya kullanımı ile birlikte cesaretimiz arttı, utanma duygumuz azaldı ve daha mutsuz olduk. Sosyal medyada kurguladığımız ‘İdeal beni’ yansıtmak istiyoruz. Hem şimdiki anı kaçırıyoruz, hem de bazen gitmediğimiz mekanlara, yerlere gitmişiz gibi gösteriyoruz. Bazen bizim olmayan evleri, arabaları, eşyaları ve kıyafetleri bizimmiş gibi yansıtıyoruz. Kendine güveni az olan kişiler, günlük yaşantılarında cesaret edemeyecekleri şeylere sosyal medyada ediyorlar. Dev bir egoyla yaşayan narsistlerse fotoğraf paylaşımlarını egolarını biraz daha şişirmek için yapıyorlar. Dolayısı ile bir birimizi gözetleme kültürümüz arttı. Kim nereye gidiyorsa biz de oralara gitmek, aynı şeyleri yapmak istiyoruz. Kıskandıklarımızdan geride kalmak istemiyoruz. Bu yüzden de durmadan birbirimizi dikizliyoruz. Ve bir bakıyoruz ki aslında biz, sevdiklerimizle bile yarışıyoruz. Hatta çoğu zaman diğer insanların bizden daha iyi bir hayat sürdüğüne inanıyoruz. Başkalarının bizden daha mutlu olduğunu düşünüyor ve her sabah uyandığımızda telefonumuzdan onları görüyor ve büyük hayal kırıklıkları yaşıyoruz. Kısacası dikizledikçe, insanlarla kendimizi daha çok kıyaslıyor ve kıyasladıkça daha çok stresli ve mutsuz oluyoruz. Takip ettiğimiz kişilerle ve sayfalarla yarışıyor, onların giydiğini, satın aldığını, gezdiği yerleri ve yaptıklarını yapmak istiyor ve hedef belirliyoruz.

Birde Instagram’da yayınlanan fotoğrafların neredeyse yarısı öz çekim veya tek kişilik fotoğraflar. Yani beğenilmek buradaki tek kaygımız haline geldi, çünkü eğer sosyal medyada beğenilmiyorsak gerçek hayatta da beğenilmediğimizi düşünüyoruz. Özetle ne kadar beğeni, o kadar tatmin. Hatta sosyal medyada birisi bizim fotoğrafımızı beğenmediyse biz de onunkini beğenmiyoruz ve bu şekilde intikam almış oluyoruz. Dolayısı ile beğeni aldıkça kendimize olan güvenimiz artıyor ve mutlu oluyoruz. Bunun yanında çok takip edilen ama bir avuç kişiyi takip eden “müthiş ben” ler ve işletme hesabı olmadığı halde, bireysel hesabı için like ve takipçi satın alanlar da var. Instagram’da var olmak için son zamanların en popüler aktiviteleri arasında sürekli farklı mekanlara giderek fotoğraf çekmek, adeta bir gurme edasında “trend” tatlıları ve yemekleri keşfetmek, çok eğlendiğini göstermek ve tabi ki de o muhteşem fit, kaslı vücudunu sergilemek başta geliyor. Çünkü buradaki en büyük amaç; diğerlerinden daha farklı, daha eğlenceli bir yaşamımız olduğunu cümle aleme kanıtlamak.

Instagram’a fotoğraf yüklemek, sanıldığı kadar basitçe yapılan bir eylem değil. Bunu yaptığımız sırada aslında kişiliğimizden bazı parçaları da paylaşmış oluyoruz. Peki, bu fotoğraflar kişiliğimiz hakkında neler anlatıyor? Şayet çok fazla öz çekim paylaşıyorsanız bu benmerkezci ve narsist eğiliminizin olduğunu gösterebilir. Eğer eşiniz veya sevgilinizle çok fazla fotoğraf paylaşıyorsanız bunun anlamı, “Yalnız değilim, seviliyorum ve takdir edilmeye ihtiyacım var” demektir. Hesabınızda bulunan fotoğraflar genellikle arkadaş grubunuzla çekilmiş, bol bol eğlendiğiniz parti fotoğrafları ise içinizde derin bir boşluk ve yalnızlık olduğunun göstergesi olabilir. Çoğunlukta çocuklarınızla beraber çektiğiniz fotoğrafları yayınlıyorsanız burada ise, “bakın ben bir anneyim ve çocuklarım hayatımın en büyük başarısı” diyorsunuz. Hesabınızda çok sayıda manzara fotoğrafı varsa, hayattan memnun olduğunuzu gösteriyor olabilirsiniz. Sürekli pahalı bir restorana gidip “bakın ben ne yiyorum” u paylaşıyorsanız, kendi kendinizi doğrulama ve sosyal statüde kendinizi kanıtlama izlenimini verebilirsiniz. Eğer yemek fotoğrafını bir anne veya bir ev hanımı paylaşıyorsa “bakın benim de hayatım son derece iyi” demek istiyordur. Özellikle gençlerde görülen çılgın fotoğraf paylaşımları, hayatı doruklarda yaşamanın kanıtıdır adeta. Tabi ki bunları ben söylemiyorum, araştırmalar söylüyor.

Sosyal medyada sadece ekrana bakıyoruz ve sosyalmiş gibi davranıyoruz aslında. Oysa sosyalleşmek temas etmektir, orada, o anda olmaktır. Yani yazışarak insanlarla görüşmüş olmayız. Tam tersi, gittikçe daha da yalnızlaşırız ve buna bağımlı hale geliriz. Özellikle özgüven eksikliği yaşayan insanların daha çok sanal ilişki yaşadığını söylüyor araştırmalar ve çoğunlukla kendini bu duruma kaptırıp uzun bir süre gerçek hayatta hiç görüşmeden ilişkilerini devam ettirebiliyorlar. Neden mi? Çünkü şehir hayatında uzun süredir fazlasıyla ‘Kalabalıklar içinde yalnızlaşmaya’ başlamıştık ve bundan dolayı kendimizi sanal aleme kaybettik… Bir ramazan ayını daha bitirmek üzereyiz ve haftaya bizi uzun bir şeker bayramı bekliyor. Bu bayramda sosyal medyadan değil de, gerçek iletişimle birbirimizi hatırlamamız dileğimle. Bende sizlere sımsıcak, gerçek ve sevgi dolu bir bayram diliyorum.. Haftaya kadar iyilikle kalın.

Şira Yıldız Asan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/INSTAGRAM-CILGINLIGI/2207

 

This Post Has One Comment
  1. Elinize emeğinize sağlık varol güzel insan selamlarımla.
    Bana gelince hayatımdan çok şükür memnunum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir