skip to Main Content
000019042018bagimliolmaozgurol

HER GEÇEN GÜN ARTAN MADDE BAĞIMLILARI.. (48)

48_01.02.2019

HER GEÇEN GÜN ARTAN MADDE BAĞIMLILARI..

Daha geçen gün yılbaşını konuşuyorduk ve bugün yazıma tarih atmak için masa takvimime baktığımda Şubat ayını karşıladığımızı gördüm. Ocak ayı hepimiz için hüzünlü geçti çünkü Türk sinemasının usta oyuncusu Ayşen Gruda’yı kaybettik. Onu sevmemek mümkün müydü? Çoğumuz onun filmleriyle büyüdük ve halen kendimi iyi hissetmek istediğim zaman tekrar tekrar filmlerini izlediğim usta oyuncudur sevgili Gruda. Sadece evimize neşe kattığı için değil aynı zamanda şahane karakterinden ötürü büyük bir sevgiyi hak etmektedir. Lafını söylemekten sakınmayan ve duruşunu hiçbir zaman bozmayan Ayşen Gruda, güzel anılarımızı hiç yıpratmadığı için her türlü övgüye layıktır ve ne kadar teşekkür etsek azdır. Eminim cennetten şuan bizi izliyordur.

Hayat bu kadar hızlı akarken ve bizler koşuşturmanın, bir şeylere yetişmenin, hedefleri yakalamanın ve başarmanın telaşı içindeyken bırakın günleri yılları deviriyoruz. Aslında bu haftaki yazımı hazırlamıştım, fakat son haftalarda üst üste denk geldiğim uyuşturucu vakaları beni bu yazıyı yazmaya itti. Daha önceki bir yazımda da değindiğim gibi mutlu olmak ve huzurlu yaşamak hiç de kolay değil artık son yıllarda. Toplumun gittikçe mutsuzlaştığını, saldırganlaştığını, ahlaksızlaştığını ve insanlıktan çıktığını her gün yazılı ve görsel medyadan takip ediyoruz canımız sıkılarak. Daha iyiye gitmemiz gerekirken tam tersi gün geçtikçe daha da fazla ruhsal çöküntüler yaşıyoruz. Kimisi yaşadıklarıyla mücadele edebilirken kimisi ise edemiyor ve istemli ya da istemsiz bir şekilde başka şeylerde kurtuluş arıyor. Bu başka maddelere artık antidepresanları dahil etmiyoruz bile; çünkü neredeyse her depresyonda olan kişi mahallesindeki eczaneden bi koşu komşusunun önerdiği ilacı alıp kullanmaya başlıyor. Biraz daha bilinçli kişi aile hekimine başvuruyor, bilinçli ve parası olan birey ise profesyonel destek almaya karar veriyor. Son zamanlarda hem danışanlarımdan hem dışardaki gözlemlerimden çıkarttığım sonuç şu, her yaşta ve özellikle bayanlar ilk çareyi maalesef ki falcı ve büyücülerde arıyorlar. Bu “uzman” kişilerle çok fazla teşviki mesai yaptıktan sonra görüyorlar ki ümitlerinin hepsi boşa çıkmış; bu aşamadan sonra daha doğru çözüm arayışlarına yöneliyorlar ve sonunda “gerçek” bir uzmana danışma ihtiyacı duyuyorlar. Daha önceki yazımda ülkemizdeki antidepresan kullanımındaki artışları yazmıştım. Bugün ise madde bağımlılığının gençler arasında neden bu kadar arttığını düşünmemiz gerekiyor.

Evim de, ofisim de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde. Daha önceki yıllarda hiç denk gelmediğim kadar yolda madde kullanımı yüzünden yürüyemeyen kişilere rastlamaktan hem üzülüyorum hem çok korkuyorum. Bu kadar nezih bir cadde üzerinde bile bu tip olayların fazlalaşması çok düşündürücü bence. En son gördüğüm genci sizlere anlatmak isterim. Geçtiğimiz günlerde gene bizim ana caddeye çıktım, hem yürüyüş olsun hem de tanıdığım esnaftan birkaç ihtiyacımı gideriyim diye. Her zaman çiçek aldığım yere doğru yöneldim ve köşede taşın üstünde son derece spor ve iyi giyimli olan bir gencin kendini kaybetmiş bir şekilde şarkı söylediğini ve etrafından kopmuş olduğunu gördüm.  Oturduğu duvarın üzerine kahve bardağını, telefonunu, su şişesini, kulaklığını rastgele koymuş ve orada kendi dünyasını yaratmıştı kimseyi umursamadan. Belli ki o semtin çocuğuydu ve muhtemelen akşamüstü kendisine gelip evinin yolunu tutacaktı tekrardan. Bunun gibi daha kaç tanesini görüyoruz artık her yerde ve günün her saatinde. Madde bağımlılığı artık o kadar basite indirgenmiş durumda ki, kimse olayın ciddiyetinin farkında bile değil.

Peki, neden son yıllarda bu denli bir artış var madde kullanımında? Araştırmalar gösteriyor ki, birçok sebep var bu eğilim için. Eğitim seviyesinin düşmesi, işsizliğin artması, vatandaşların yaşamlarını borçla döndürmeye çalışması, göçler, fuhuş ve şiddet olaylarında meydana gelen artışlar madde kullanımını tetikliyor. Hükümet yetkililerinin söylediği gibi sosyoekonomik düzey ve refah artmıyor, eğitim çağ atlamıyor aksine rakamlarla sabit olduğu üzere vatandaş giderek daha fazla yoksullaşıyor ve eğitim seviyesi düşüyor. Bu sebeple her geçen yıl madde kullanım yaygınlığını artıyor, ayrıca madde kullanmaya başlama yaşı da düşüyor. Özellikle gençlerde madde kullanım sıklığının giderek yaygınlaştığını bariz bir şekilde görüyoruz. Maddeyi ilk kullanım yaşı bakımından incelendiğinde ise, 13-24 yaşları arasında yoğunlaştığı görülüyor. Avrupa ve Türkiye’nin uyuşturucu raporlarında internetten uyuşturucu satışında da bir artış görüldüğü ifade ediliyor. Bu gelişmeler oldukça endişe verici. Madde bağımlılığının her geçen arttığını görmezden gelmek toplumu çok tehlikeli bir boyuta sürükler diye düşünüyorum. Madde kullanımını tetikleyen faktörler halının altına süpürülmemeli ve unutulmamalı çünkü kötülük hiç durmuyor. Eskiden uyuşturucu kullanımı daha çok ekonomik düzeyi yüksek gençler arasında yaygınken şimdilerde ise ekonomik düzeyi ortalama ve altındaki gençler arasında da yaygın. Sebebi ise “varoş” kesime de satabilecekleri daha ucuz uyuşturucular üretmeye başlamaları; bonzai ve benzeri sentetik uyuşturucular gibi. Birçok zararlı kimyasal maddeyi ve zehirli tarım ilaçlarını dahi içeren bu sentetik uyarıcılar oldukça ucuz ve merdiven altı üretime de uygun olduğu için maalesef çok kolay bulunuyor, her yaş grubu ve her kesim tarafından.

İngiltere’de, madde bağımlılarının tedavilerin ücretsiz olduğu, sivil toplum kuruluşlarının uyuşturucu madde ile mücadelede etkin rol üstlendiği anlatılan raporda, tedavi olanların da başkalarına yardım amacıyla gönüllü olarak tedavi merkezlerinde çalıştığı belirtiliyor. Keşke bizde de böyle bir sistem oluşturulsa, çünkü tedavinin başarısının sürekliliği için rehabilitasyon hizmetlerinin uzun süre uygulanması çok önemli. Henüz Türkiye’de bağımlılık alanında sosyal destek sistemleri ve rehabilitasyon çalışmaları istenilen düzeyde değil maalesef ki.

Madde bağımlılığı ile ilgili ünlü bir fare deneyi vardır beni çok etkileyen ve güzel bir örnek olduğu için sizlerle de paylaşmak istedim: Bu deneyde fare boş bir kafese uyuşturucu madde içeren bir sıvı ile birlikte konulur. Fare bir süre sonra düzenli aralıklarla sürekli bu sıvıdan almaya başlar. Başka bir kafese ise farenin ilgisini çekecek düzenekler, oyuncaklar ve yine uyuşturucu maddeler içeren sıvıdan konulur. Burada fare sıvı ile neredeyse hiç ilgilenmez, kafesindeki düzeneklerle vakit geçirir.

Bu deney aileler için büyük önem arz etmeli çünkü bizler çocuklarımıza manevi değerler, sorumluluklar ve bir hayat amacı sunmalıyız. Zamanlarını en güzel şekilde doldurmak için gayret göstermeliyiz ki, çocuklarımız maddeden uzak dursun. Ayrıca sanatla, sporla ilgilenmelerini sağlamak sadece onlara insani değerler ve özgüven katmayacak, ayrıca onları birçok kötü alışkanlıktan da uzak tutacaktır. Her türlü bağımlılıktan uzak, insani ve ahlaki değerleri olan aydın bir gençlik ve gelecek için hepimizin emek harcaması gerekiyor. Her çocuğun aydın, hür ve mutlu bir toplumda yetişmeye hakkı vardır..  Her zamanki gibi sevgiyle kalın.  #iyiol

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı/bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1949

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir