skip to Main Content
9 Kusak Farklılıkları

GÜNÜMÜZDEKİ KUŞAK FARKLILIKLARI (9)

GÜNÜMÜZDEKİ KUŞAK FARKLILIKLARI

Dünya son yirmi yılda o kadar hızlı gelişti ki neredeyse kuşaklar arasında büyük uçurumlar meydana geldi ve bir önceki kuşak bir sonraki kuşağı anlamakta güçlük çeker oldu.

Dünya genelinde genç kuşaklar X, Y, Z kuşakları olarak adlandırılıyor. X kuşağı yeniliklere adapte olmaya çalışırken, bir yandan sabırla iş hayatlarında kademe atlıyor; Y kuşağı iş hayatında hemen yönetici olmayı, para harcamak için çalışmayı tercih ediyor ve kendi görüşlerinden asla vazgeçmiyor; Z kuşağı ise artık sokakta oyun oynamıyor, ipad’leriyle sosyalleşiyor…

İlk önce kuşakları tanıyalım..

1946-1964 de doğanlara Bebek Patlaması Kuşağı veya “Sandviç Kuşağı” da deniyor, çünkü aynı evde önce çocuklarına, sonra yaşlanan ana-babalarına baktılar. Sadakat duyguları yüksek, kanaatkâr ve aynı yerde uzun süre çalıştılar. Teknoloji kimine yakın kimine uzak oldu, çok da benimseyemediler. Büyük çoğunluk hayattan beklediklerini elde ettiğini düşünerek tatmin ve mutlu oldu.

X Kuşağı 1965-1979 doğanlar dünyaya gözlerini, merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp ve pikapla açtılar. Sadakat duyguları iyi, daha iyi kariyer imkânları için çalışıyorlar. Toplumsal sorunlara duyarlılar, iş motivasyonları yüksek, otoriteye saygılı ve kanaatkârlardır. Kadınlar iş gücüne katıldı ve daha az çocuk sahibi oldular. Paraya daha fazla odaklandılar ve bireycilik önem kazandı.

X kuşağının ardından 1980 ve 1999 yılları arasında doğan ve ülke nüfusunun yüzde 35’i ni oluşturan Y kuşağı geldi. Bu kuşak tam anlamı ile sosyal ortamdan iletişim ve teknoloji çağına geçişin tam ortasında bulunuyor. Bu nesil bir üst nesilden farklı olarak interneti daha aktif kullanıyor ve hayata karşı daha sorgulayıcı. Bu nesil bilginin kolay ulaşımı sayesinden anne babalarına göre dünyaya daha global bir gözle bakıyor.

Dünya üzerinde en büyük değişim rüzgarlarının olduğu bir dönemde 2000 den sonra dünyaya gelen çocuklar ise diğer nesillerden çok farklı. Öyle ki ne evcilik oynuyorlar ne de sokaklarda oynuyorlar. Z kuşağı diğer kuşaklardan daha hızlı gelişiyor ve kendi içlerinde farklı bir dünyaları var. Bilgiye internet kullanımına son derece hâkim olan Z kuşağı çocukları eğitim ve öğretime diğer kuşaklardan daha fazla önem veriyorlar.  Diğer nesillere göre daha bağımsız olan bu nesil her ne kadar bilgi ile iç içe olsa da yalnız kalmaya ya da yalnızlığa daha yatkın. Daha içe dönük bir yaşam tarzı benimseyen Z nesli çocukları genellikle sosyalleşmeyi sosyal medya kullanma yoluyla yapıyorlar.

Gördüğümüz üzere her nesil bir önceki nesilden farklı yaşam tarzını benimsiyor ve bir önceki nesli anlamak için çok da fazla çaba göstermiyor. Oysaki annelerimiz, babalarımız, dedelerimiz; yıpranan giysilerini ve ayakkabılarını onarırlardı, bozulan radyoyu tamir ederlerdi, patlayan topa yama yaparlardı, ağaçtan oyuncak oyarlardı. Bunu sadece yoksulluktan, fakirlikten veya tutumluluktan değil aslında çalışkan, özverili ve kanaatkâr olmalarındandı.

Büyüklerimiz aslında bunları yaparken bize çok önemli mesajlar veriyorlardı. Bizim; arkadaşlarımızla, komşularımızla, dostlarımızla bağlarımız koptuğunda; yenilerini arayarak vakit kaybet yerine aramızdaki bağı tekrar bağlamamız gerektiğine, eşimizle aramız açıldığında alternatiflere yönelmeden aramızı düzeltmemiz gerektiğine, yani bir yandan yeni neslin daha onarıcı, tamir ve telafi edici, arabulucu özellik kazanmasına önayak oluyorlardı.

Onların bu çabalarını çaresizlikten ve yokluktan ileri geldiğini düşünen sonraki nesiller ise mesajı alamayıp; vazgeçmeye hazır, değiştirici, çabuk sıkılan jenerasyonlar olarak hayata girdiler.

Böylelikle yeni nesil; aşırı özgürlükçü, özgüvenli, otoriteye karşı, tüketici, tatminsiz, alıngan, geleneksellikten uzak, bencil, ne kadar verdiğini değil de ne kadar aldığını önemseyen, bir sorun olduğunda bunu çözmek yerine kişiden veya o yerden vazgeçerek, değiştirerek hayatına devam etmeyi seçen oldu. Kısacası “tamirciliği, onarıcılığı” unutan yeni kuşakları gelecekte çok da kolay günler beklemiyor olacak. Fakat her kuşağın içinde doğduğu koşullar ister istemez o neslin hayata bakışını belirler. Bu anlamda her birimiz belki de anne ve babalarımızdan daha çok kendi zamanımızın çocuğuyuz.

Anne ve babalar çocuklarını kendi değer yargılarıyla yetiştirebilirler ama onların dünyayı algılayışları, beklentileri ve davranışları kendilerine özgü olacaktır. Bizler nasıl kendi anne ve babamız gibi olamadıysak onlar da bizim gibi olamayacaklar. Her kuşak kendi zamanının ruhuyla yoğrulur ve kendi zamanının ruhunu yansıtır.

Herkesin kişilik özelliklerine saygı göstermek zorundaysak, kuşak farklılıklarının getirdiği farklı anlayış ve yaşam tarzlarına da saygı göstermemiz şarttır. Sevgiyle ve saygıyla birlikte yaşamak hayattaki en büyük huzur kaynağıdır. Bir atasözümüz ile bu haftaki yazımı bitirmek isterim “Ana baba evlat için, evlat kendi başı için.”..sevgiyle kalın.

20.04.2018 (9)

ŞİRA YILDIZ ASAN

http://m.ticarihayat.com.tr/yazar/GUNUMUZDEKI-KUSAK-FARKLILIKLARI/1362

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir