skip to Main Content
Indir

“GÖRGÜ” ÖNEMLİ.. (51)

51_22.02.2019

“GÖRGÜ” ÖNEMLİ..

Merhaba sevgili okuyucular, bugün size beni düşündüren bir davranış biçiminden bahsetmek istiyorum. Benim size anlatacağım konuyu siz istediğiniz sektöre, alana ve de kişiye uyarlayabilirsiniz. Burada esas olan davranış biçiminin ve değer yargısının hangi alanda yapıldığı değil, yapan kişilerin bu denli kendi bilmez, küstah, kültürsüz ve görgüsüz olmaları ile alakalı bir durumdur. Görgü ve kültür çocukluktan başlayarak kavranan ve edinilen bir durumdur. Toplumsal hayatın içinde görüp yaşayarak kazandığımız bazı nezaket kuralları vardır. Saygının bir gereği olan bu davranışları sergileyenleri de görgülü olarak nitelendiririz. Görgülü insanların birbirleriyle ilişkilerinde olgun ve medenî davranışlar görülür. Çünkü görgülü bir insan sözleriyle ve davranışlarıyla başkalarını rahatsız etmemek ve incitmemek için gerekli bilgi, kültür ve alışkanlıkları edinmiştir. Görgülü insan aynı zamanda mütevazi, saygılı, kendini muhatabının yerine koyarak düşünebilen, yumuşak huylu, kibar ve nazik bir kişidir. Görgüden nasibi kıt olan insan kaba, sert, katı kalpli, duyarsız, muhataplarını önemsemeyen, hoyrat ve egolu biridir. Görgü kuralları, kişiye saygınlık kazandırdığı gibi, insanların birbirlerini sevmelerine, anlayışlı davranmalarına vesile olur. Görgülü insan, aile içinde, okulda, iş yerinde, sosyal hayatta, komşuluk ilişkilerinde kısacası hayatın her alanında, kendini değil, önce karşısındaki kişiyi düşünür. Kendi rahatı ve çıkarı için başkalarınınkini feda etmez hiçbir zaman.

Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir. (Çin Atasözü)

Biraz görgüden bahsettikten sonra, gelelim benim sizinle paylaşmak istediğim konuya. İşim gereği seminerler ve konferanslara katılıyorum. Ülkemizde bu tip organizasyonları düzenleyen çok az profesyonel kurum var maalesef. Daha ziyade çok genç ve henüz hayat tecrübesi çok olmayan kişilerin kurduğu çok az geçmişi olan bireysel oluşumlardan bahsetmek mümkün bu alanda. Bu genç arkadaşlarımızın çoğu inanılmaz çalışkan, hırslı ve egolu bir yapıya sahipler. Hal böyleyken tabi ki her alanda olduğu gibi bu alanda da popüler misin değil misin önem taşır ve ona göre kendilerince size saygı ve değer biçerler. Hani popüler kültürün acımasızlığı da diyebilirsiniz. Bu koşullarda eğitim verecek kişinin donanımı, yaşı, tecrübesi, karakteri, bilgi birikimi, mezuniyetleri, iş hayatındaki başarıları, sahnedeki duruşu, hitap şekli ve dinleyen kesimi etkilemesi en son bakılan unsurlar olur maalesef. Çünkü organizasyonu yapanlar için asıl önemli olan ne kadar bilet satacağı ve ne kazanacağıdır, haklı olaraktan. Dolayısı ile sevgili okuyucularım oldu ya bir seminere veya eğitime katılmaya karar verdiniz siz siz olun konuşmacıları ince eleyip sık dokuduktan sonra katılın. Sadece popüler ismi olan veya bir logoyu arkasına almış birisi için belki de boşa gidecek olan bir parayı ve zamanınızı harcamayın ve eve boş beleş bilgilerle dönmeyin.. Bu dünyada “para ve ün konuşur” sözüne ek olarak şu olması gerekir bence; hangi iş kolu olursa olsun bir organizasyona dahil olan herkesin memnuniyeti söz konusu olmalıdır..

Revolver filminden çok sevdiğim bir sözdür “En büyük düşmanınız; kendi fikirleriniz, kendi cehaletiniz, kendi egonuzdur.” ve de “Egosunu beslemekten karakterini aç bırakan insanlar var.” sözüdür…

Karşı tarafın görgülü olmayışı bizi yıldırmasın. Biz kaliteli, olgun, derin, görgülü bir insan olmaya devam edelim. Bu davranışımızın meyvesini her zaman alırız ve ömrümüz boyunca bunun konforunu yaşarız. Karşımızdaki kişi ya da yanımızdaki arkadaşımız böyle bir derinliğe, kaliteye niyet etmemiş olabilir. O bayağı bir hayat sürmek, basit şekilde yaşamak, bu şekilde ufak çıkarlara tenezzül etmek istiyor olabilir. Herkes hak ettiği değeri görecektir eninde sonunda. İyi ve kalıcı ilişkiler kurmak hem özel hem iş hayatımızdaki mutluluk ve başarımızın ön koşuludur. Yüz yüze ilişkilerimizde de sanal ortamdaki ilişkilerimizde de düşünceli davranmak ve empati kurmak son derece önemlidir. Görgülü olmak aynı zamanda egosuz bir şekilde karşımızdakilere düşünceli, saygılı ve nazik davranmayı gerektirir. Görgülü olmak hayatın her alanında, selamlaşmadan özür dilemeye, teşekkür etmekten fikir tartışması yapmaya kadar her ayrıntıya nezaket ve estetik katar. Dolayısı ile bizler ilk olarak ailemizden ne görür isek onu doğru bilip öyle yaşarız. Ailemizden aldığımız terbiye ve görgü ile hayatımıza şekil veririz, daha sonrasında çevre ve arkadaşlarımız devreye girer. Kısacası görgü sonradan zor edinilir.. “Yavru kuş, yuvada gördüğünü yapar.”… demiş bir atasözümüz..

Akıl, aslında bize sunulanların dışında çözüm üretmektir.. Çok hoş bir öykü ile bu haftada sevgiyle kalın diyorum.  #iyiol

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
“Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?”
Doktor, “Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Peki, Siz ne yapardınız?”, der.
Adam, “Ooo! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan büyük.”
“Hayır,” der doktor, “normal bir insan küvetin tıpasını çeker.”

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı/bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/GORGU-ONEMLI-/1996

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir