skip to Main Content
28 Tayland

EGODAN ARINMIŞ BİR YAŞAM, TAYLAND (28)

EGODAN ARINMIŞ BİR YAŞAM, TAYLAND

Sevgili okurlarım Bangkok’tan hepinize merhabalar. Bu hafta sizlerle Tayland gözlemlerimi paylaşmak istedim. Tayland’a birçok kez gelişimim sebebini daha iyi anlayacaksınız bu yazımdan sonra.

Yenidünyada yaşam gösterişten ve tüketim çılgınlığından oluştuğundan beri, toplumların da mutsuzlukları hızla arttı ve egolar tavan yaptı. İşte tüm bunlardan arınmış bir ülkede yaşamak hoş olsa gerek değil mi? Özellikle ülkemizde son zamanlarda unuttuğumuz saygıyı ve hoşgörüyü burada bulmak insanı açıkçası son derece mutlu ediyor. Egoların yarışmadığı, marka kıyafetlerin değer görmediği, gösterişten uzak yaşamın, sakin ve stressiz bir hayat akışının da olabildiğini size hatırlatan bir yer burası.

Her zaman deniz tatiline geldiğim Taylan’da bu sefer deniz kısmını az tutup kalan tüm vaktimi Bangkok’ta geçirmeme sebep olan orada yaşayan Türk arkadaşım Jack’a buradan bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Jack sayesinde yerel yaşama imkânın yanında kendimi Taylı arkadaşların arasında buldum ve geçirdiğim en güzel tatillerden birisine vesile olmuş oldu Jack.

Hayatın kendi akışında olduğu bir yer burası ve sizde o akışa katılıp gidiyorsunuz burada. İnanın on beş günde bir kez bile sinirlenmeden, stres olmadan, saygısız tek bir davranışa maruz kalmadan, sorunsuz toplu taşıma kullanarak, bir kere tek bir kere bile korna sesi duymadan günler geçti. Her seferinde ülkenin neresinde olursa olun, beni en çok etkileyen şey ne giydiğiniz değil de, sizin nasıl davrandığınızın önem taşıdığı bir ülkede yaşamanın ne kadar huzur verici ve rahat olduğunu hissetmek kadar mutluluk verici bir duygu yok kanımca.

Herkesin işinde gücünde olduğu bir ülke burası, kadınların her alanda daha çok çalıştığı bir yer. Her iş alanında kadınları görebiliyorsunuz kısacası cinsiyet ayrımının olmadığı bir ülke. İşinize ve titrinize göre ayrımcılığın olmadığı yer.. Gösterişin yanından bile geçmediğiniz bir yer.. Saçınızı toplayıp, parmak arası terliklere her yere gidebileceğiniz ve girebileceğiniz bir yer.. Hiç kimsenin sizi küçümsemediği ve görüntünüze göre değer vermedi yer.. Saygılı olduktan sonra her yerde herkesle iletişime geçebileceğiniz bir yer.. Saygısızlığın, kavga gürültünün, sınıflandırmanın, ön yargının, ayrımcılığın olmadığı bir yer.. Daha ne olsun değil mi? Mutlu yaşamamın özeti bu değil mi sizce?

En çok hoşuma gidenler arasında burada bana göre sağlıklı beslenmeleri (kişinin bakış açısına göre değişir tabi, yeter ki ön yargılı olmayalım). Genellikle sebze, meyve ve deniz ürünleri ağırlıklı bir yeme alışkanlıkları olduğu içinde hiç şişman bir taylıya denk gelmiyorsunuz. Ülkenin en büyük özelliklerinden bir tanesi sokakta yemek yeme alışkanlığı. Sokakta her türlü yiyeceği bulmanız mümkün, bunun için lokantaya gitmeniz gerekmiyor. Çorbadan erişteye, etten balığa, sebzeden tatlıya, ne isterseniz sokak lezzetleri sizi yeterince tatmin ediyor. Meyveler sizin için hazır soyulmuş ve dilimlenmiş bir şekilde yiyebileceğiniz kadar alma serbestliğinde hemen poşetlere koyularak size sunuluyor. Buda evde yemek yapma ihtiyacını kaldırıyor ve size zamandan tasarruf sağlıyor, çünkü malzemeleri alıp evde yapsanız da aynı fiyata denk geliyor ve daha lezzetli olmuyor J

Tayland’ın toplam nüfusu Haziran 2018 verilerine göre 69.208.000, Bangkok’un ise 8.280.000. Tayland’ın başkenti Bangkok kalabalık bir şehir evet ama trafik dışında sizi üzen, sıkan hiç başka bir şey olmuyor gerçekten.

İşiniz gücünüz olursa, sakin ve hoşgörülü bir yaşam, stresten ve önyargılardan uzak bir hayat düzeni, din ve politik baskılardan arınmış bir hayat yaşamak isterseniz, kesinlikle huzurla ve rahatça yaşayabileceğiniz bir ülke burası bana göre.

Tabi bu yazdıklarıma hak verebilmek için, az çok farklı ülkeleri görmüş olmak gerekir. Hayatın anlamanı kavramış ve egolardan arınmış olmak gerekir. Yoksa sade bir vatandaş olarak özellikle de erkek olarak, Tayland deyince sadece cinselliğin ve sapkınlığın akla geldiği bir ülke olması üzüntü verici bence.. Aslında kültürüyle, mutfağıyla, yaşam tarzıyla kesinlikle herkesin keşfetmesi gerektiği bir ülke Tayland, tabi ki bunu derken bir tur şirketiyle sadece bir haftalığına turistik yerleri gezmeyi kastetmiyorum, yerel yerlerini gezerek o kültürü yaşamayı öneriyorum.

Tayland’da Budizm çok önemli ve Taylandlılar dinlerine önem verirler. Resmi din Budizm. Halkın %92’si Budist, %5’i Müslüman, geri kalanı Hristiyan. Tayland’a onların dini duyarlılıklarına çok dikkatli davranmak gerekiyor. Buddha heykelleri Tayland’da en üst seviyede saygı görmektedir. Küçük ya da büyük hiç fark etmez, Buddha resimleri kutsal kabul edilir. Tapınaklara girerken ayakkabılar çıkarılır ve bu dini mekanların yerleri her zaman temizdir. Sadece Bangkok’ta yaklaşık 400 Budist tapınağı var. Her tapınak adının başında “Wat” var. “Wat”, Kutsal Thai Budist tapınakları anlamına geliyor. Altın kaplamaları, olağanüstü çalışılmış renkli kiremit çatıları ve taş heykelleri ile tapınaklar muhteşem ötesi bir görüntüye sahipler. 20 yaşına gelen her Tayland erkeğinin Budizm sınavından geçmesi gerekiyor. Budist rahiplerin bir omuzları açık oluyor ve safran renginde bezlere sarınıyorlar. Ayakları çıplak ve kafaları sıfır numara oluyor. Budizm de en büyük amaç Nirvana’ya ulaşmak ve ruhlar âlemine karışmak. Bu yüzden rahipler kırk adet yasağa uymak zorundalar. Günde dört saat uyku uyuyorlar. Eşlerine ellerini süremiyorlar. Günlük yaşamda bile bayanlar Budist rahiplerle hiç bir şekilde iletişim kuramıyor, onlardan bir şey alıp veremiyorlar.

Felsefesi; içindeki kötülüğü hep iyiliğe yöneltmek olan Budizm’de insanlar her işini Budha adına yapıyor. Bu yüzden Tayland’da evlerin ve işyerlerinin bahçelerinde, içinde Buda heykeli bulunan ruh evleri bulunuyor. Budizm inanışına göre bu yolla insanların hem işleri rast gidiyor hem de kötülüklerden korunuyorlar.

Dünyanın her yönden gittikçe kötüye gittiğini düşünürsek, Budizm’in “Kötülüğü İyiliğe Yöneltmek İnancını” taktir etmemek elde değil..

Bana göre neye inandığınız bir önemi yok, neden mi? Çünkü ben sizin iyi bir insan olup olmadığınızla ilgileniyorum! Bana göre iyi ve ahlaklı bir insan olmanız sizi sevmem ve saymam için yeterli…

İyi bir insan nasıl olmalı? Saygılı, adaletli, hak yemeyen, çalmayan, dedikodu yapmayan, fesat olmayan, egolarından arınmış, sevgi dolu, merhametli, vicdanlı, iyi niyetli, mütevazi, paylaşımcı, bencil olmayan, kendi çıkarları için başkalarını üzmeyen ve kırmayan, büyüklerini sayan, çocukları seven, kardeş hakkı bilen, aç gözlü olmayan, … kısacası kalbi sevgiyle, merhametle ve iyi niyetle dolu olan herkese kapım sonuna kadar açık.. Diyeceksiniz ki kaldı mı böyle bir insan? Azınlık olsa da var yoksa herkes kötü olsaydı dünya çoktan biterdi. İllaki iyiler var, bize düşen Rabbim’den bizi onlarla karşılaştırmasını ve diğerlerinden uzak tutmasını istemek olur. Özetle kime, neye ve nasıl inandığınızı bir etikete, isme, cisme veya dine bağlamak ne kadar doğru bilemiyorum; İNSAN OLMADIĞINIZ SÜRECE ve AHLAKSIZ VE EDEPSİZ OLMAYI NORMALMİŞ GİBİ TOPLUM İÇERİSİNDE YANSITMAYA ÇALIŞTIĞINIZ VE ALKIŞLADIĞINIZ SÜRECE!..

Mutlu bir haftasonu diliyorum herkese, haftaya buluşmak üzere.. Bangkok’dan sevgilerimle.

31.08.2018 (28)

ŞİRA YILDIZ ASAN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1626

This Post Has 2 Comments
  1. Gerçekten okurken Bangkok u yaşadım ordaki insanları gözümün önüne getirip yaşayışı hayal ettim
    Teşekkürler 😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir