skip to Main Content
çevre Kirliligi

DOĞA BİZİ KORUR MU?.. (52)

52_ 01.03.2019

DOĞA BİZİ KORUR MU?..

Bu hafta çevre kirliliğe üzerine yazmak istedim çünkü bu konuda nasıl bu kadar duyarsız kaldığımızı gözlemlemek beni her seferinde hayretlere düşüyor. Son aylarda bizimkilere gittiğimde yaşadığım durumdan yola çıkarak bunu kaleme almak istedim. Babamlar müstakil bir evde oturuyorlar ve oraya her hafta geri dönüşümleri toplamak üzere geri dönüşüm çöp kamyonu geliyor. Bizimkiler sokağın en sonunda oturduğu için bu geri dönüşüm kamyonu sokağa girmeden (muhtemelen tembellikten, çünkü geri geri girmesi gerekiyor) geri gidiyor. Normal çöp kamyonu haftanın iki günü çöpleri sokağa girip alırken, bu görevde çalışanların bunu yapmaması doğal olarak beni kızdırdığı için gelecekleri gün onları bekledim ve sokağın başında yakaladım. Neden bizim geri dönüşümlerimizi almadıklarını, işlerinin bu olduğunu söylediğimde “alırız haftaya” diyerek yok oldular. Tabi ki haftaya gene almadılar ve şimdi bunu çözmek için uğraşıyoruz. Diyeceğim o ki belediyenin bu işi verdiği özel bir firmadasınız, işiniz geri dönüşümleri toplamak ve bu şekilde para kazanan çalışanlar olarak bile buna ehemmiyet vermiyorsanız, normal vatandaş nasıl versin dedim kendi kendime. Kaldı ki annem daima üşenmeden geri dönüşüm çöplerini tek tek ayırarak farklı bir kutuda biriktirirken, onlar bunu 20 metre daha gelip almaya çaba bile göstermeyip işlerinden kaçıyorlar.

Anlaşılması zor olan; ülkemizde birçok insanın çevresini, doğayı hoyratça kirletmesidir ve bütün atıklarını çevreye atmasıdır. Halkımız havalar güzelleştiğinde, hafta sonları piknik yapmak için su kenarlarına, ormanlık alanlara veya park alanlarına taşınırlar; oralarda yerler içerler sonrada bütün çöplerini bırakıp giderler. Çevreyi kirletiyoruz ve doğayı katlediyoruz maalesef.. Evet, biz bunları yapıyoruz. Aslında kendimize ve geleceğimize ihanet ediyoruz. Çevremiz en değerli varlığımız olması gerekirken ve bunu korumamız gerekirken biz bunu sağlayamıyoruz, çünkü gerekli olan “çevre bilinci” birçok insanda maalesef yok. Ama doğayı anlamaya çalışsak, çevremize yeterli özeni göstersek ve ona ihtiyacı olduğu gibi önem versek birçok sıkıntıdan kurtulmuş oluruz. Dünya topraklarının üçte biri çölleşti. Buzulların %20 si eridi, Antarktika tamamen eridiğinde denizlerin 60 metre, Grönland eridiğinde denizlerin 7 metre yükseleceği hesaplanıyor. Dolayısıyla çevre ve hava kirliliğinden, küresel ısınmayla birlikte dünyanın dengesi bozuldu. Mevsimler değişti, bitkiler erken çiçek açmaya başladı, kuşların göç zamanı değişti ve verimli mahsül alınmamaya başlandı. Denizler, akarsular, göller, yer altı suları kirlendi. Bu kirlilik sulardaki, denizlerdeki canlıların gelişimini ve çoğalmasını etkiledi. Susuzluk, kuraklık, açlık, iklim göçleri, başta kasırgalar olmak üzere doğal afetler, salgın hastalıklar kapımızda. Küresel ısınma şuan en çok su kaynaklarını etkiliyor. Suyun yanlış yönetimi ve yanlış kullanımından dolayı dünya nüfusunun %40’ı susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya. Ayrıca gıdaların %30’undan fazlası  çöpe gidiyor.

Çevre konusunda bazı ülkeler ve toplumların çok daha bilinçli olduğunu görüyoruz. Örnek vermem gerekirse sık gittiğim Almanya’da çöplerinizi ayrıştırmak zorundasınız, yoksa ceza ödüyorsunuz. Her atık için ayrı çöp konteyneri bulunuyor her apartmanın avlusunda veya kapısında ve siz buraya çöplerinizi ayırmış bir şekilde atmak zorundasınız (kağıt, cam, plastik, metal ve normal çöp). Amerika’da da bunu çoğu yerde gördüm. Tabi ki hava kirliliğini oluşturan unsurları da unutmamak gerek.

Yeşile önem veren, çevre bilinci olan bireylerin insan ilişkileri ve topluma uyumu  güçlü oluyor. Bu nedenle çevreye duyarlı çocuklar büyüdükleri zaman insanları ve hayatı çok daha fazla seviyorlar. Bu yüzden çevreyi korumak için öncelikle çocuklarımızı bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor. Dört duvar arasında, sokağa çıkmadan, park ve bahçelerde koşup oynamadan büyüyen çocukların çevreye duyarlı olmaları zor. Onun için çocuklarımızı doğayla tanıştırmak, çevrelerinde gerçekleşen olayları bizzat gözlemlemelerini sağlamak gerek. Sahile gitmek, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, ağaç dikmek gibi eylemler çevre bilinci kazanmalarını sağlar. Örneğin neden artık marketlerde plastik poşet kullanılmadığını, bunun yerine bez torba kullandığımızı açıklayabiliriz çocuklarımıza. Evde çiçek veya bitki yetiştirip çocuklarımıza sulama, bakım gibi ufak ama yararlı sorumluluklar verebiliriz. Ayrıca doğru ve yeterli miktarda su kullanımını da gösterebiliriz.

Toplumumuzun yüzde 98’i Müslüman, cuma günleri milyonlar camiye ibadet için koşuyor. Ramazanda milyonlar oruç tutuyor, ibadet ediyor, İslamiyet’e bağlılıklarını gösteriyorlar.. İslamiyet, Allah’a teslim olmaktır. Barış, güven, huzur, mutluluk, esenlik demektir. İslam, yaratılmışın, yaratıcısına teslim oluşu boyun eğişi anlamındadır. Dileğim o ki, bu insanların dini hassasiyetlerini çevre için de göstermeleri. Bu vesile ile “iyi bir insan ve iyi bir Müslüman” olduklarını da göstermiş olurlar. Tabiatın bize bir emanet olduğunu unutup, onu hunharca ve zalimce tahrip edemeyiz. Bizi bir gün bağrına basacak olan toprakla dost olmamız gerek, çünkü bu doğa bizim sonsuz malımız değil. Gelecek nesiller, çocuklarımız da bu topraklarda barış içinde sağlıklı yaşamalıdırlar. Bizler emanet taşıyıcısıyız. Emanet taşıyan o emanetlerin nimetlerinden elbette ki öncelikle yararlanır; ama emanete de hıyanetlik etmeyelim ki, gelecek nesiller de yeşil ormanlar, temiz sular ve bol oksijenli ortamlarda yaşama şansına sahip olsun. Doğa, Allah’ın sizi kucaklayan kolları, okşayan elleri, öpen dudakları, ısıtan nefesidir. Doğayla aramız açıksa bilin ki tüm bu saran, okşayan, öpen, ısıtan koruyucuları yitirmişizdir. Doğayla barışalım ve onu sevelim çünkü “ Biz doğayı korudukça doğa da bizi korur.” Haftaya kadar sevgiyle.. #iyiliktenyanaol

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı/bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/DOGA-BIZI-KORUR-MU-/2013

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir