skip to Main Content
58

ARABA KULLANMA PSİKOLOJİMİZ (58)

58_19.04.2019

Araba kullanma psikolojimiz

Son zamanlarda trafiğe çıkmak istemediğimi fark ettim, araba kullanmayı sevdiğim halde. Neden mi? Dün arabamla gitmem gereken bir işim vardı ve gene saygısız sürücülerle baş etmek durumda kaldım. Trafik ışığı kırmızı ve iki şerit var sadece, bir tanesi düz gidecekler için diğeri sola dönecekler için. Düz gidecek şeritte sıra olduğu için kendini uyanık zanneden şahıslar sola dönüş şeridine girip orayı da kapatmakla kalmayıp daha sonrasında ışık yeşil olduğunda düz gitmek için sizi sıkıştırıyorlar. Bu daha başlangıçtı tabi. Sonrasında sinyal vermeden son anda sağa dönenler, arkanıza yapışık bir şekilde size tecavüz edenler, kısacası sürekli trafikte kendinizi kollama mecburiyeti ve sinir harbi. Bu denli terbiyesiz ve saygısız davranış şeklini kendine yakıştıran psikolojisi bana göre bozuk insanlar. Sonuç itibari ile trafikte duyarlı olmayan sürücülerin saygısız hareketleri trafiği çekilmez hale getiriyor. Bazı davranışlar, herkes tarafından yanlış olduğu bilinse de kültürel bir alışkanlıkla yapılmaya devam ediliyor. Bir ülkeyi ya da kenti yaşanır ya da yaşanmaz kılan aslında bu toplu davranış alışkanlıklarıdır. Bizim de kabul edelim ki, toplumsal olarak yerlere çöp atmak, sabırsız olmak, toplum geneli için değil bireysel çıkar için hareket etmek gibi bir sosyolojik yapımız var. İşte bu yapı, trafiğe de yansıyor.

Örnekler saymakla bitmez tabi ki. Örneğin hiç düşünmeden gereksiz yere kornaya basıyoruz, o sokakta bir hasta, çocuk, bebek, yaşlı insanların olabileceğini unutarak. Trafikte bağırmak, el-kol hareketi yapmak sanki farz bizim ülkede. Örneğin ambulans, itfaiye, polis arabası gibi araçların önceliği vardır trafikte ve mutlaka yol vermemiz ve onlar için yolu açmamız gerekir. Peki, bizim kurnaz sürücüler ne yapar? Bu öncelikli araçların arkasına takılmak uğruna çevresindeki sürücüleri tehlikeye atmaktan hiç çekinmezler. Yolu açmak yerine nasıl yapsam da ambulansın arkasına takılsam diye düşünürler. Uyanık sürücülerin en çok sevdiği ve en sık yaptığı trafik ihlali ise emniyet şeridini ihlal etmektir. Kendilerini uyanık zanneden bu tip sürücüler ise aslında uyanıklık değil, son derece saygısız kişilerdir. Kabul edelim ki, evini, kendi arabasının içini temiz tutmayı çok önemseyen ancak çöpünü sokağa atmaktan hiç çekinmeyen bir toplumsal yapımız var. Henüz çocuklukta kazanılması gereken “yerlere çöp atmama” alışkanlığı yıllardır toplumsal yapımızda istenen seviyeye ulaşamadı. Bu nedenledir ki, çok şık giyimli bir sürücü kullandığı çok güzel bir otomobilinin camından yola çöp atmaktan çekinmez. Birde acemi sürücülere karşı anlayış göstermemiz gerekirken tam tersi onlara karşı daha fazla sabırsız ve saygısızca davranırız. Acemi bir sürücünün, uzman bir sürücünün 2 dakikada park ettiği yere 10 dakika boyunca park etmeye çalışmasına tahammül gösteremeyip; korna çalarak, ona bağırarak strese sokmaktan hiç çekinmeyiz sanki biz hiç acemi şoför olmamışız gibi. Bu arada işin trajikomik yanı bazı insanların kendisi hiç saygılı değilken başkalarından saygı beklemesidir ve kendisine karşı yapılan saygısızlığa öfkelenmesidir. Sonuç olarak başka insanlara karşı saygılı davranabilmek bir kültür meselesidir. Bu kültürün okul bitirmekle veya diploma sahibi olmakla da bir alakası yoktur. Bir insanın başka insanlara gösterdiği saygı kendisinin hak ettiği saygı ile orantılıdır.

İnsanların kişiliğini tanımanın en kolay yollarından biri de onları doğal olarak gözlemlemektir. Çünkü insanlar doğal oldukları zaman kişiliklerini davranışlarına yansıtırlar. Bir insanla sözel olarak iletişim kurmadan kişiliğini tanıyabileceğimiz ortamlardan biride araba kullanırken gözlemlemektir aslında. Bir insan direksiyon başında arabaya nasıl yön veriyorsa kişiliğiyle de hayata o şekilde yön veriyor aslında. İnsanın arabaya ve hayata yön veren kişiliğini tanımak içinde direksiyonu tutuşu ve kurallara uyuşundan tanıyabiliriz. Yapılan bir araştırmaya dayalı olan “İnsanların araba kullanma psikolojisi ve kişilik özellikleri” ne beraber bir bakalım..

Elleri ile direksiyonu ikiye on kala şekilde tutuyorsa sorumluk sahibi, güven verici bir kişiliğe sahiptir. Direksiyonu avuçlarının içi ile değil de parmaklarının ucu ile tutuyorsa umursamaz ve düşüncesiz bir kişiliğe sahiptir. Sağ eliyle direksiyonu tutup sol elini arabanın camından çıkararak araba kullanma ise hava atmaktan öte, aşağılık kompleksini ve kendisine olan güvensizliğini göstermekle beraber teybi sonuna kadar açarak bunu kapatmak istemektedir. Kollarını gererek direksiyon tutup sırtını koltuğa iyice yaslayanlar ise vurdumduymaz, tasasız ve gamsız insanlardır. Bunlar dünyaya boş ver havasında oldukları için araba kullanırken olduğu gibi hayatta da çok hata yaparlar. Her iki elini direksiyonun alt tarafından tutarak araba kullananlar ise iddiası olmayan, uyumlu ve geçim ehli olan insanlardır. Ama aynı pozisyonda direksiyona çok sıkı sarılanlar ise kendilerine aşırı güvenen ve başkalarını hiçe sayan insanların kişiliğidir. Direksiyonu elleriyle üsten tutanlar yaratıcı ve saygılı bir kişiliğe sahip olmakla beraber saldırgan eğilimlidirler. Ellerini direksiyonun altında birleştirenler kibar, nazik ve idealisttir. Bunlar hayatın tadını çıkarmaya çalışan, hiç kimseyle problemi olmayan kendisiyle barışık insanlardır. Vücudunu öne doğru eğik, direksiyona sarılırcasına tutmak ya acemi sürücüdür yâda hayatta olduğu gibi hata yapma korkusu içinde olanların kişiliğidir. Sürekli sol şeridi kullanmaya çalışanlar ise ne istediğini bilmeyen, kararsız, düşüncesiz ve çevreye ilgisiz insanların kişiliğidir. Direksiyon başında küfreden ve el kol hareketleri yapanlar aşağılık kompleksine kapılmış kendine güvenmeyen saldırgan kişilerdir. Bunlar aşağılık komplekslerini ve güvensizliklerini gösteren vücut dillerini kapatmak için direksiyon başında sürekli el kol hareketleri yaparlar. Öndeki araba ile mesafenin kısa tutulması uyumsuz ve kendi başlarına buyruk kişilerdir. Sollamada mesafenin yakın tutulması ise saldırganlığın işaretidir. Frenlerin gıcırdatılması ise gizli bir saldırganlığın işaretidir. Frene çok erken basılması ya acemi sürücüdür yâda temkinli yaşamayı seven insanlardır. Frene çok geç basılması ise hayatta olduğu gibi başkalarının haklarına saygı göstermeyen düşüncesiz insanların kişiliğidir.

Sonuç olarak insanın vücut dili hiçbir zaman yalan söylemez. Onun için insan direksiyon başında kendini denetleme yeteneğinden yoksun olduğundan vücut dili gerçek kişiliğini ortaya koyar. Sözlerimiz kadar vücut dilimizde çok şey söylediği için karşı tarafa “vücut dilimizle barışık” olmamız gerekir.. haftaya kadar sevgiyle..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı/bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/ARABA-KULLANMA-PSIKOLOJIMIZ/2117

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir