skip to Main Content
35

AHLAKSIZLIĞA ALIŞTIK VE KANIKSADIK -36

AHLAKSIZLIĞA ALIŞTIK VE KANIKSADIK

Özellikle son yıllarda nasıl bu kadar ahlaksızlaştık ve toplum olarak buna alıştık anlamış değilim. Fena halde buna kafayı taktım ve bir türlü hazmedemiyorum. Bazen acaba bir tek ben miyim böyle şeyleri takıp üzülen diye sormuyor değilim kendime, sonra görüyorum ki benim gibi duyarlı insanlar da varmış çevremde ve bu beni bir nebze olsun rahatlatıyor.

Bir kişi veya toplum için kötülükleri, çirkinlikleri, yanlışları kanıksamak kadar kötü bir şey olamaz. Toplumumuzun şu haline bakınız, bin türlü ahlâksızlık var ve biz gerektiği kadar tepki göstermiyoruz.

Aydın ve eğitimli bir toplumda, ülkenin diğer bir ucunda bir haksızlık, bir kötülük olduğu vakit oradaki insanların tamamı ayağa kalkar, protesto eder, fenalığın giderilmesi için var gücüyle çalışır.

Peki, biz gerçekten ahlaksızlığa alıştık mı? Kanıksadık galiba ve bu bir toplum için çöküşün başlangıcıdır aslında. Ürkütücüdür, korkutucudur, güvensizliktir…

Gelin beraber son yıllarda çıkmış olan haberler başlıklarını şöyle bir hatırlayalım..

Bazı erkek ve kız öğrenci yurtlarındaki reşit olmayan çocuklara tecavüzler, bazı öğretmenlerin ve okul müdürlerinin taciz olayları, erkeklerin sokak ortasında kadınları öldürmesi veya dövmesi, sokakta veya toplu taşıma araçlarındaki tacizler, insanların sokakta yürürken hiç tanımadığı kişiler tarafından sözlü veya fiziksel olarak tartaklanması, sürekli yalan söyleyen kişilerin yalanlarına maruz kalındığı durumlar, bekâr kadınların sürekli evli erkeklerle olması, evli kişilerin hayâsız aldatmaları, çocuk kimden testleri ve sonuçları, edepsizlik ve ahlaksızlıkta başı çeken dizi senaryoları, doğayı kirletmekte sınır tanımamazlık, trafikte yapılan darplar, uyuşturucu bağımlıları, yasaya aykırı imar projeleri, donarak ölen askerlerimiz… bu manşetler uzar gider sonuç olarak.

Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytanmış. İçindeki kötülerle ve kötülüklerle mücadele edemeyen bir toplum ve ülke batmaya mahkûmdur maalesef ki. Gelin “Ahlak” neymiş biraz irdeleyelim.

Ahlakın genel tanımı şöyle; “İyi ile kötü arasında niyet, karar ve etkinlik farklılığı.” Bugün ülkenin ve bizlerin yaşadığı yıkımın en önemli nedeni, üzerinde anlaştığımız bir ahlak anlayışının ya da etik kuralların olmayışıdır aslında. Gördüğüm kadarı ile iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt edecek zihin seviyesine ulaşamamışız toplum olarak henüz. Ne kadar üzücüdür ki Türkiye’de eğitim, terbiye ve kültür işlevini yerine getirememiş. Bir ‘insan’ inşa edememişiz… Eğitim kalitemiz gittikçe düşerken ülkede, tabi ki toplumun da daha çok okumasını ve yazmasını bekleyemeyiz.

Geçtiğimiz cuma günü arabalı feribot ile İstanbul’dan Bursa’ya geçtim ve 1000 den fazla koltuk kapasitesi olan feribotta bir tek kişiyi gazete okurken görmedim. Özellikle etrafa bakarak koridorda yürüdüm ve toplamda 3 kişiyi kitap okurken gördüm. Bundan üç beş yıl önce çok daha fazla kişiyi okurken görürdüm ve feribot masaları okunmuş gazetelerle kaplı olurdu. Diyeceksiniz ki internet var artık, evet doğru herkes elindeki cep telefonu ile sosyal medyada ve oyunda; gene orada bile okuyanı bulmak zor.. Özetle cahil ve geri toplumlar okumaz..

İnsanlar niçin okuma yazma öğrenir sizce? Elbette okumak ve yazmak için. Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım ve kendimizi sorguya çekelim, biz ne faydalı ve değerli kitaplar okuyoruz, ne yazıyoruz .. Medenî insanlar kalıcı kitaplar alır ve günde en az bir saat bunları dikkatle okur. Kitaplar pahalı, bütçemiz yetişmiyor koca bir bahanedir… Bu mazeretlerin hiç geçerliliği yoktur kanımca. Arabasına benzin koydururken paraya acımayan kişi kitaba gelince de acımaması gerekir. Birde televizyon kültür hayatımızı tamamen öldürdü. Beyni uyutulmuş toplumlar, isteseler de okuyamazlar.

Okusalar da kolay kolay anlayıp idrak edemezler. Aslında herkesin özel kitaplığı olmalıdır. Okunup öğrenilen faydalı bilgiler hayata geçirilmelidir. Okumayan bir toplum barbar, geri bir toplumdur.

Okumadığımız içinde toplumda yaşanan birçok ahlaksız olayı idrak edemiyor ve buna karşı bir fikir geliştiremeyip aksiyon alamıyoruz aslında. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetiyle, sorumsuz, vicdansız, dikkatsiz, bilinçsiz, umursamaz bir topluma dönüşmüşüz.

En üzücü olanı ise “Ahlakı” cinsellikle, namusla karıştırmışız. Benzer şekilde, namusu da cinsel bir kavram sanacak kadar gerilemişiz. Ahlak namına hiçbir şey kalmamış. Namus, zeka, vicdan, görgü, nezaket, onur yok olmuş.

Birde “Ahlakın kaynağı dindir” veya “Din aynı zamanda ahlaktır” diyenlere, “Hayır, ahlakın kaynağı din değildir, din başka, ahlak başka” demek gerekiyor! Dindar olmak insana ahlak kazandırmaz!

Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şehadet getirmek İslam’ın şartlarından sadece beşidir; bunları yerine getirmek dindar, iyi ve ahlaklı bir insan olduğumuzu asla göstermez! İyi ve ahlaklı bir insan olmak için çok daha fazlasını yapmamız gerekir. Mesela yalan söylememek, haram yememek, hak yememek, gıybet etmemek, kamu malına zarar vermemek, doğayı korumak ve kirletmemek, komşu hakkına saygılı olmak, zina yapmamak, sözünde durmak, güven vermek, başkasının hakkına saygı göstermek gibi..

Ahlakı gündeme getireceğiz ki, doğru anlaşılsın ve tartışılsın. Çünkü ahlak kurallarını bozan herkes, topluma koskoca bir yüktür. Dolayısıyla din ile ahlak arasında bir bağ olmadığını görelim. Ahlakı cinsellikten ibaret zannetmenin kocaman bir hata olduğunu fark edelim ve bilelim ki ahlaksız bir toplum, çürük bir toplumdur.

“Asıl yetimler anadan babadan yoksun olanlar değil, ahlaktan yoksun olanlardır.” Hz. Ali

Sevgili okurlarım sevgi dolu bir hafta olsun.. şunu da buraya eklemeden yazımı bitirmeyim.. “Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler.” Çiçero

36_2.11.2018

ŞİRA YILDIZ ASAN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Ticari Hayat Gazetesine ve Şira Yıldız Asan’a aittir. Kaynak gösterilirse veya habere aktif link verilirse köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kullanılabilinir.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1750

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir